Hayvanların ortak yaşamı

Ortaklaşa temizlik operasyonu

 

Hayvan türleri içinde de birbirleriyle yardımlaşanlar vardır. Örneğin köpekbalıkları gibi büyük balıkların yemek yedikten sonra dişlerinin aralarında yiyecek artıklarının kalması normaldir. Bu parçacıklar zaman içinde hastalıklar veya yemek yemelerini zorlaştıracak tehlikeli maddeler üretebilir. Bazı küçük balık türleri biyolojik birer diş fırçası gibi büyük balıkların dişleri arasında dolaşarak ağızlarında kalan artıkları temizlerler. Küçük balıklar kendileri için bu kadar tehlikeli olabilecek bu ortamda gayet güven içinde temizlik işlerini bitirirler. Aslında büyük balıklar istedikleri an ağızlarını kapatarak küçük balıkları yiyebilecekken bunu yapmazlar. Eğer Darwinizm'in savunduğu şekilde doğada güçlü olan hayatta kalıyorsa büyük balıklar kolayca elde edebileceği bu ziyafetten niçin vazgeçiyorlar?

 

Benzer bir ilişki bazı temizleyici küçük kuşlar ve sürüngenler arasında da vardır. Timsahların ağzındaki parazitleri temizlemek için gelen yağmur kuşları gibi küçük kuşlar güvenli bir şekilde temizliklerini yaparlar. İşleri bittikten sonra da timsahlar aç olsun veya olmasın yara almadan oradan uzaklaşırlar.

 

Nasıl olur da normal şartlarda av ve avcı konumundaki bu iki farklı hayvan türü bir temizlik operasyonunda ortak olabilirler? Eğer bu ortaklık evrimcilerin söylediği gibi zaman içinde gelişmiş olsaydı timsah ağzını temizletmenin faydalı bir şey olduğuna karar verene kadar kaç tane temizleyici kuş timsah tarafından yenirdi? Aynı şekilde niçin kuşlar timsahların kendi türlerini yediklerini bile bile ağızlarını temizlemeye giderdi?

 

Temizlik işinde görevli başka kuşlar da vardır. Örneğin kırmızı gagalı sığır kuşları zebraların, zürafaların, impalaların üzerindeki zararlıları yerler. Bu şekilde sığır kuşları karınlarını doyururken diğer canlılar da üzerlerindeki tüm zararlıları temizletmiş olur. Sığır kuşlarının görevi sadece temizlik değil aynı zamanda uyarıdır. Bir tehlike olduğunda sığır kuşları yukarıya uçar ve bir uyarı sesi çıkarır. Böylece misafir olduğu canlıyı uyarır.

 

Karada olduğu gibi denizaltında da çeşitli arkadaşlıklar var. Gobi balığı ve karides arasında harika bir ev arkadaşlığı vardır. Birbirinden farklı bu iki canlı türü şaşılacak derecede uyumlu ev arkadaşlarıdır. Şimdi bu muhteşem ikilinin hikayesini izleyelim.

 

Denizaltında bir ev arkadaşlığı: Gobi balığı ve karides

 

Deniz tabanında barınacak bir yere ihtiyaç duyan gobi balığı kendisine bir yuva kazamaz. Karides ise kolayca derin bir yuva kazabilir ve burayı akıntılara karşı koruyabilir. Ancak onun da yuvayı meraklı canlıların istilasından korumak için yardıma ihtiyacı vardır. Çünkü karideslerin gözleri balıklar gibi keskin değildir. Onlar antenlerini göz gibi kullanarak hareket ederler. İşte böylece şaşırtıcı bir arkadaşlık öyküsü başlar. Karidesin kendi ihtiyacına göre daha büyük yaptığı bu yuvayı koruma görevini gobi balığı üstlenir. Bir saldırganın yuvaya yaklaşması durumunda gobi balığı kuyruğunu sürekli titretir. Karides anteniyle bu titreşimi hemen algılar ve tehlikeye karşı ortak savunmaya geçerler. Fakat gobi yuvadaki nöbetini hiç bırakmamalıdır. Aksi takdirde etrafta bekleyen avcılar karidesi hemen hedef alabilirler. Burada gobi balığı karidesin adeta gözü kulağı olur ve onu tehlikelerden korur. Karides de gobi balığına onun yapamayacağı güzel bir yuva sunar. Karides hem kendisi hem ev arkadaşı için korunaklı bir yuva yapmanın yanında buranın temizliğini de sağlar. Okyanus akıntıları yüzünden sürekli yuvanın içine doğru kayan kumları temizleme görevi karidesindir. Bunu yapmazsa yuvası birkaç saat içinde tamamen bozularak yok olur. İşte bu iki arkadaş müthiş bir koordinasyonla birbirlerine yardımcı olurlar.

 

Burada düşünülmesi gereken karidesle gobi balığının nasıl bu kadar uyumlu olduklarıdır. Karides balığın yuvaya yerleştikten sonra kendisini yemeyeceğinden balık da karidesin onu her zaman tehlikeye karşı uyaracağından emindir. Bu iki canlıya var oldukları ilk andan itibaren beraber ve uyum içinde yaşayabileceklerinin bilgisini ilham eden Yüce Allah'tır.

 

Hermit yengeci ve anemonların işbirliği

 

Denizlerdeki bir başka işbirliği hermit yengeçleri ve anemonlar arasındadır. Hermit yengeçlerinin koruyucu kabukları yoktur. Bu yüzden boş salyangoz kabuklarını bulur ve bunların içine yerleşir. Hermit yengeçlerinin kabuklarının üzerlerinde bir de misafirleri vardır: Anemonlar. Anemonlar hermit yengecine ahtapot gibi canlıların saldırılarına karşı koruma sağlarlar. Çünkü anemonların tentakül adı verilen uzantıları zehirlidir. Anemonlar da hermit yengecinin kabuğunda yaşayarak hem yengecin yediklerinin arta kalanlarından beslenir ve yengeç dolaştıkça o da farklı bölgelerdeki yeni yiyecek kaynaklarına ulaşır. Yengeç büyüdükçe daha büyük bir kabuğa geçer ve tabii ki anemonlarını da beraberinde yeni kabuğa taşır. Çünkü anemonlar olmadan yengecin hiçbir savunması yoktur. Anemonlar normal şartlarda kendilerini bağlı oldukları kabuktan çıkartmaya çalışan hiçbir canlıya izin vermezler. Sadece bu kabuk değişimi sırasında hermit yengeçlerine izin verirler. Hermit yengeçleri de onları yeni kabuklarına taşır. Birbirlerinin yeteneklerinden, özelliklerinden habersiz olan bu iki canlı yani hermit yengeci ve anemonlar doğadaki bu muhteşem uyumun ve ortak yaşamın örneklerindendir.

2018-01-04 05:40:30

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top