''Hakimler devleti'' tehlikesine karşı devletimiz tedbir almalıdır.

Demokrasinin temeli kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Bu prensip temel hak ve özgürlükleri en üst düzeyde güvence altına aldığı gibi, egemenlik haklarının belli bir kişiye, sınıfa ve zümreye tahsis edilmesi tehlikesini de önler.  
 
 
Günümüz Türkiyesi’nde özellikle yargının kuvvetler ayrılığı ilkesiyle belirlenmiş sınırlarına bağlı kalmadığını düşünenlerin sayısı bir hayli fazladır. Birçok aydın, Türk hakimlerinin, yasama ve yürütmenin egemenlik alanlarına girdiğine dikkat çekmekte ve bu durumu “hakimler devleti”ne dönüşüm olarak yorumlamaktadır.
 
 
Bu endişeyi haklı kılan somut nedenler de ne yazık ki bulunmaktadır.
 
 
Örneğin yasalarımız Yargıtay üyelerine ve diğer yüksek yargı mensuplarına dava açmaya izin verdiği ve hatta bu davalar için yetkili mahkemeyi açıkça gösterdiği halde; Yargıtay hakimleri kendi kendilerine yaptıkları yorum ve içtihatlarla kendilerine dava açılması imkanını ortadan kaldırmışlar, çalışmalarını hukuken denetlenemez hale getirmişlerdir. Yasama organı “hakimlere dava açılır” diye yasa yapmakta, Yargı organı “bize dava açılamaz” diyerek yasama organının iradesini yoketmektedir. Bu, Yargı’nın, yasama alanını ihlal etmesine çok düşündürücü bir örnektir.
 
 
Bir başka örnek, Yargıtay hakimlerinin kendilerine karşı şikayet yolunu kapamalarıdır. Ülkemizde normal vatandaşlardan en üst düzey kamu yöneticilerine kadar herkes cezai sorumluluk taşımaktadır. Şartları oluştuğunda kuvvet komutanları, bakanlar, başbakanlar, müsteşarlar yargılanabilmekte, hatta mahkum olabilmektedir. Ama Yargıtay hakimlerine karşı bu yol fiilen kapalıdır. Normal yargıçların soruşturmaları Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ndeki meslektaşlarınca, Yargıtay hakimlerinin soruşturmaları da Yargıtay'daki meslektaşlarınca onaysız bırakılarak engellenmektedir. Bugüne kadar ceza almış bir tane Yargıtay üyesi bulunmaması bunun en somut delilidir.
 
 
            Yargı mensuplarının menfaatleri gerektirdiğinde kanunlara aykırı içtihatlar üretmekten çekinmemeleri, çalışma arkadaşlarının yaptıkları yanlışları kapatmaya yönelik bir mesleki dayanışma içinde hareket etmeleri, kanunlar tarafından kendilerine çizilmiş sınırları aşmaları, yasamanın verimli işleyişini engelleyecek girişimlerde bulunmaları yetkilerin fazlasıyla ihlali anlamına gelmektedir.
 
Bu duruma müdahale etmemek “hakimler devleti”ne giden kapının ardına kadar açılması manasına gelmektedir. Bu da çoğulcu demokrasimize yapılacak en büyük kötülüktür.
 
 
Demokrasiden ve hukuk devleti anlayışından uzaklaşmanın önemli emarelerinden biri de “keyfileşme”dir. Özellikle siyasi nitelikli davalarda bu keyfileşmenin dikkat çekici örnekleri görülmektedir.
 
 
Mesela, Yargıtay emniyette baskı altında ve avukat olmadan imzalatılan yasak delil hükmündeki ifadeleri hükme esas alabilmektedir. Yerel Mahkemeler de aynı yasadışı ifadelere dayanarak ve bu ifadelere açıkça atıfta bulunarak hüküm kurabilmektedir. Oysaki avukatın yanında alınmamış emniyet ifadeleri kanunen geçersizdir ve bunların bir hükme dayanak yapılması yasaktır. Ama denetim olmayınca yasaklar kağıt üzerinde kalabilmektedir.
 
 
Yine kimi davalarda, hakimler ile davanın sanıkları arasında karşılıklı davalar ve şikayetler bulunmasına rağmen, aynı hakimler, sanki hiçbir şey yokmuş gibi davaya bakmaya devam edebilmektedirler. Oysaki, yargıladığı kişiden gelir beklentisi içinde olan bir yargıcın kaçınılmaz olarak o kişiye ceza verme arzusu (veya şüphesi) içinde olacağı, bunun da ortaya adaletten uzak bir yargılama çıkaracağı açıktır. 
 
Bir başka keyfilik örneği, kamuoyunun yakından takip ettiği bir davada, yerel mahkemenin dosyanın Yargıtay Başsavcılığı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından denetlenmesine engel olmasıdır. Bu olayda, Yargıtay Başsavcılığı, Yargıtay’ın bir dairesinin kararına karşı Yargıtay Ceza Genel Kurulu nezdinde itirazda bulunmak için dava dosyasını yerel mahkemeden istemiştir. Kurallara göre yerel mahkeme dosyayı hemen Yargıtay’a göndermesi gerekirken, dosyayı 1.5 sene sebepsiz tutup davayı hükme bağladıktan sonra göndermiştir. Bu keyfi uygulama nedeniyle, Yargıtay Başsavcılığı’nın ve Ceza Genel Kurulu’nun davadaki hukuksal hataları düzeltmelerine imkan tanınmamıştır.
 
Bu örnekleri yüzlerce artırmak mümkündür. Bunların hepsinin kökeninde yargı mensuplarının kendilerinden hesap sorulmayacağına olan inançları bulunmaktadır. Prof. Dr. Hayrettin Ökçesiz’in “Adli Yargıda Yolsuzluk Araştırması” başlıklı kitabında yer alan ve avukatların yüzde 95’inin yargıda yolsuzluk olduğunu ifade ettiklerini ortaya koyan araştırma, denetimsizliğin Yargı’yı ulaştırdığı vahim durumu gözler önüne sermektedir.
 
 
Denetimin olmadığı her yapı suistimale açıktır. Bu nedenle Yargı mutlaka denetlenebilmelidir. Bu denetim yüksek yargı hakimleri de dahil olmak üzere tüm yargıçları kapsamalıdır.  
 
 
Aksi halde, “hakimler devleti” tehlikesi kapımızdadır.
 
 
Altuğ M. Berker
2008-11-24 10:28:13

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."