Radikal Yazarı Türker Alkan"ın Yanılgıları

Radikal gazetesi köşeyazarı Türker Alkan"ın 11 Temmuz 2003 tarihli yazısı "Bilim ve Tanrı" başlığını taşıyordu. Türker Alkan, bir kaç gün önce VAKİT gazetesinde yayınlanan ve TÜBA"nın (Türkiye Bilimler Akademisi) evrim teorisi lehindeki yayınlarını eleştiren yazısını eleştiriyordu.

Radikal gazetesi köşeyazarı Türker Alkan"ın 11 Temmuz 2003 tarihli yazısı "Bilim ve Tanrı" başlığını taşıyordu. Türker Alkan, bir kaç gün önce VAKİT gazetesinde yayınlanan ve TÜBA"nın (Türkiye Bilimler Akademisi) evrim teorisi lehindeki yayınlarını eleştiren yazısını eleştiriyordu.

TÜBA"nın çıkardığı ve söz konusu tartışmaya neden olan yayın, aslında ABD Ulusal Bilimler Akademisi tarafından hazırlanan "Bilim ve Yaratılışçılık" isimli kitapçıktır. Bu kitapçık, Darwinizm"e körü körüne bağlanmış bir grup bilim adamının önyargılı ve taraflı spekülasyonları ile doludur. Ve Türker Alkan"ın zannettiği gibi bir "bağnazlığa karşı bilim" örneği değildir. (Kitabın eleştirisi için bkz; Harun Yahya, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi"nin Yanılgıları, 2003)

Türker Alkan"ın en derin yanılgısı, aşağıdaki satırlarda ortaya çıkmaktadır:

".... Fakat, benim asıl tartışmak istediğim konu başka bir şey. Bilim, bir düşünce etkinliği olarak zaten "ateizmi" var saymak zorundadır. Bu varsayım sadece biyoloji ve evrim gibi dini bakımdan duyarlı alanlarda değil, fiziksel sosyolojiye kadar bütün alanlarda geçerlidir. Bilimsel araştırma, algılayabildiğimiz evren içindeki düzenlilikleri ve nedensellik ilişkilerini araştırır. "Tanrı"nın varlığını ve gözlenebilen evrendeki olaylara ve süreçlere müdahalesini var saydığınız anda, çağdaş bilimi bırakıp dini açıklamalara yönelmeniz gerekir."

Türker Alkan, bilimin işlemesi için ateizmi kabul etmesini, yani maddesel dünyada hiç bir İlahi müdahale olmadığı varsayımını temel alması gerektiğini ileri sürmektedir. Çok yaygın ve çok büyük bir yanılgıdır bu.
Önce şunu belirtelim: Bilimin hiç bir önyargı olmadan işlemesi gerektiği herkesçe kabul edilen bir kuraldır. Bunu Türker Alkan da kabul edecektir. Ama o ve onun gibi düşünenler, ateizmin bir önyargı olmadığını, teknik bir gereklilik olduğunu söyleyeceklerdir.

Bunun neden yanlış bir değerlendirme olduğunu şöyle izah edelim:

Allah"a inanmak veya inanmamak konusunda hiç bir görüşü olmayan, tümüyle "nötr" bir insanın bakış açısını düşünelim. Önünde iki farklı seçenek vardır:

1) Gördüğü evren, bir Yaratıcı tarafından var edilmiş ve O"nun müdahaleleri ile bugünkü durumuna gelmiş olabilir.

2) Gördüğü evren, yaratılmamış, hiç bir dış müdahaleye maruz kalmayan, kendi içine kapalı bir maddi sistem olabilir.

Bu iki seçeneğin her ikisini de seçmekte özgürdür. Ama eğer bunlardan herhangi birisini, diğerini hiç düşünmeden kabul ederse, sanırız Türker Alkan da bunu "önyargılı" bir seçim olarak değerlendirecek ve doğru bulmayacaktır.

Bilim yaparken bilim adamları da üstteki iki farklı seçenekle karşı karşıya gelirler. Ve yapmaları gereken, "bilim adamı" olmanın bir gereği olarak, bu iki seçeneğin hangisinin doğru olduğu sorusuna bilim yoluyla cevap aramalarıdır. Evrende madde-ötesi bir aklın gücünün tecellileri mi vardır yoksa evren, yaratılmamış ve rastlantılarla şekillenmiş bir madde yığını gibi mi durmaktadır,? Bilim bu sorulara cevaplar getirebilir.

Ama dikkat edilirse Türker Alkan, üstteki seçeneklerden sadece ikincisinin bilime temel olabileceğini, bilim adamlarının bu ikinci seçeneği gözü kapalı olarak kabul etmelerini, ondan sonra bilim yapmalarını savunmaktadır Yani, önyargıyı savunmaktadır!

Bu önyargıyı "bilimsel araştırma, algılayabildiğimiz evren içindeki düzenlilikleri ve nedensellik ilişkilerini araştırır" diye savunmak, durumu kurtarmaz. Çünkü bu iddia, evrendeki her şeyin nedensellik ilişkileri ile açıklanabileceği varsayımı üzerine kuruludur. Peki ama evrende nedensellik ilişkileri dışında da etkiler varsa? Evren, sadece maddenin biribirini etkilemesiyle değil, madde-ötesi bir Yaratıcı"nın maddeyi yoktan var etmesi ve etkilemesiyle de oluşmuşsa? Sayın Türker Alkan"ın savunduğu bilim anlayışı, bu ikinci ihtimali baştan gözardı ettiği için önyargılıdır ve dolayısıyla bize evrenin gerçeğini bulma hakkında yardımcı olamaz.

Gerçekte bilimin ateist olmak, yani "evren sadece maddeden ibarettir, madde ötesinde bir bilinç yoktur" şeklindeki bir dogmaya inanmak zorunluluğu yoktur. Bilim bulguları inceler ve bulgular bizi nereye götürüyorsa onu kabul eder. Etmelidir.

Şunu da hatırlatalım: Buraya kadar argüman gereği "peki ya böyleyse" diye bir ihtimal olarak öne sürdüğümüz açıklama, aslında somut bir gerçektir: Bugün astrofizik, fizik, biyoloji gibi farklı bilim dalları, evrende ve doğada rastlantılarla açıklanması imkansız bir tasarım olduğunu açıkça göstermektedirler. Deliller, Yaratıcı"nın varlığını kanıtlamaktadır. Kanıtsız olan "inanç" ise ateizmdir.

Bir bilim adamı, yeryüzündeki dinlerin hiç birine inanmasa, hatta din diye bir kavramdan habersiz bile olsa, "evrenin kökeni nedir" sorusunu araştırarak Allah"ın varlığını bulabilir. Evrende büyük bir ahenk ve tasarım olduğu açıktır ve bunun bir Yaratıcı tarafından oluşturulduğu sonucuna varmak için, salt gözlem ve akılcı değerlendirme yeterlidir.

Gerçekte bilim ve din, aynı gerçeğe giden iki farklı yoldur. Bilimsel bilginin kaynağı, evrenin gözlem ve deney yoluyla incelenmesidir. Dini bilginin kaynağı, evreni yaratmış olan Yaratıcı"dan bize gelen mesajdır. Bunların ikisinin de aynı noktaya varması, ikisinin birbirine karışması, "bilimin din tarafından yönlendirilmesi" anlamına gelmez.

Dolayısıyla materyalizme ve özelilkle de Darwinizm"e inananların, canlıların kökeninin "yaratılış" olduğunu belirten her açıklamaya karşın "siz bilimle dini karıştırıyorsunuz" demeleri çok yanlıştır. Bilim, kendi yöntemleri ile;

- Tüm maddesel evrenin yoktan var edildiğini ve insan yaşamının gerektirdiği çok hassas bir "ayarlama" ile düzenlendiğini,

- Canlılığın en basit biriminin bile, rastlantısal doğa olayları ile açıklanamayacak kadar kompleks olduğunu ve dolayısıyla bir "bilinçli tasarım"ı kanıtladığını,

- Yeryüzündeki canlıların tüm temel vücut planlarının aniden, daha önce bir ataları olmadan, aynı jeolojik devirde (Kambriyen devir) ortaya çıktığını,
gösterdiğine göre, evrenin ve canlıların "yaratıldığını" gösteriyor demektir. Bu, tümüyle bilimsel bir sonuçtur.

Bu bilimsel sonucun, yani yaratılışın, evrenin ve canlılığın Allah"ın eseri olduğunu bildiren İlahi dinlerle (İslam, Hıristiyanlık ve Musevilikle) uyumlu olduğu doğrudur. Ama dikkat edilirse yaratılışın kanıtları olarak bu dinlerin İlahi kitapları değil; astronomi, fizik, kimya, biyoloji, genetik gibi bilimsel deliller ileri sürülmektedir. Dolayısıyla Türker Alkan"ın veya diğer materyalizm yanlısı yorumcuların yaratılışa olan "bu bilim değil dindir" şeklindeki itirazları anlamsızdır.

Belki bir tek yaratılışı savunan bilim adamlarının dini bir motivasyonla hareket ettiklerini söyleyebilirler. Ancak bu itiraz, tartışmanın diğer tarafının motivasyonuna da bakılınca anlamsızlaşmaktadır: Onlar da ateizme olan felsefi bağlılıklarının getirdiği bir motivasyonla hareket etmektedirler. "Bize entellektüel olarak tatmin bulmuş ateistler olma şansını verdiği için Darwin"e müteşekkiriz" diyen Darwinist Richard Dawkins gibi...

Önemli olan kimin motivasyonunun nereden geldiği değil, kimin kanıtlarının güçlü olduğudur. Konuyu önyargısız inceleyen herkes, yaratılışın kanıtlarının ezici gücünü görecektir.

Türker Alkan"ın üçüncü bir yanılgısı ise, din dendiğinde, hep dinde yeri olmayan bir takım hurafeleri gözünün önüne getirmesidir. Yazısında "din"den söz ederken ya 1999 depremi hakkında yapılan bazı yanlış yorumlardan ya da "muskacılık"tan örnek vermesi, konuyu hatalı değerlendirdiğini göstermektedir.
Türker Alkan"ın bu hatalı yaklaşımını, yazısının tek doğru paragrafının sonunda görüyoruz:

"Benim kişisel fikrimi soracak olursanız, bilim adamlarının çoğunun (özellikle fizik bilimlerle ve biyolojiyle uğraşanların) Tanrı"ya inandıklarını sanıyorum. İnsanların bilgileri derinleştikçe, evren ve yaşam öylesine muhteşem bir mimariyle inşa edilmiş ki, bütün bunlar rastlantı eseri olamaz, diye düşünmeleri çok doğal. Ama bu düşünceyi bilimsel alana uygulamaya kalkacak olursanız, hastalıkları muskayla iyileştirmeye kalkarsınız ki, sonuç hiç de parlak olmaz."

Sayın Alkan"ın bu paragrafı son cümle hariç doğrudur. Evrenin bir rastlantı eseri olmadığı gerçeğini sezdiği ve böyle düşünenleri haklı bulduğu için kendisini kutlarız. Ancak son cümledeki "muskacılık argümanı" şaşırtıcı derecede hatalıdır.

Biz üstteki doğru paragrafın yanlış sonucunun yerine, doğru bir ilave yapalım:

Eğer "evren ve yaşam öylesine muhteşem bir mimariyle inşa edilmiş ki, bütün bunlar rastlantı eseri olamaz" düşüncesini bilime uygularsanız, Türker Alkan"ın korktuğu gibi "muskacılık"a değil, aşağıdaki bilimsel teorilere varırsınız:

Anthropic Principle (İnsani İlke): 1970"lerden beridir önde gelen astrofizikçiler tarafından yaygın olarak kabul edilen bu tez, evrende insan yaşamını gözeten çok hassas bir tasarım (astronomların deyimiyle "fine tuning") olduğunu savunmaktadır.

Intelligent Design (Bilinçli Tasarım): 1990"ların başından bu yana Lehigh Üniversitesi"nden Michael J. Behe, San Francisco Üniversitesi"nden Dean Kenyon gibi dünyaca ünlü moleküler biyologlar tarafından savunulan bu tez, canlılıktaki "indirgenemez kompleks" yapıların Darwinizm"in doğal seleksiyon ve mutasyon mekanizmaları ile açıklanamayacağını ve bilinçli bir tasarımı kanıtladığını savunmaktadır.

Bu iki kavram da bugün bilim dünyasının gündeminde olan son derece ciddi teorilerdir. Bu teorileri destekleyen bilimsel literatür son derece geniştir.

Türker Alkan"a, en az yarım öncesinde kalmış yanlış "din-bilim çatışması" kalıplarıyla değil, çağdaş bilimsel bulgulara göre düşünmesini öneriyoruz. O zaman, kendisinin de vicdanen hissettiği "evren ve yaşam öylesine muhteşem bir mimariyle inşa edilmiş ki, bütün bunlar rastlantı eseri olamaz" gerçeğinin, aynı zamamda bilimsel bulgular tarafından da desteklenen çok açık bir gerçek olduğunu görebilecektir.

2003-07-11 00:00:00

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
"Allah'tan tahliyemizi talep ediyorum"
"....Allahvar.com sitesi kapatıldı, düşmanım bu siteyi yapmış olsa...
1999 KAN KAMPANYASI TAMAMEN MEŞRU VE LEGAL BİR ORGANİZASYONDUR
HAKİM VE SAVCILARIMIZ YALNIZCA KANUN, HUKUK VE VİCDANI ESAS ALMALIDIR
HARUN YAHYA KÜLLİYATININ İMHASI ÇOK VAHİM VE TARİHİ BİR HATA OLUR
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI RAPORUNA CEVAP
İLERİ DERECEDE MODERN GÖRÜNÜM VE DEKOLTE GİYİM TARZININ NEDENLERİ
"Adnan Bey’in çevresindeki her insan hayat dolu, mutlu, cıvıl cıvıl.”
SUÇSUZ BİR GENÇ KIZ DAHA HUKUKSUZ OLARAK TUTUKLANDI
SÖZDE İTİRAFÇI VEYA MÜŞTEKİ OLMAYA ZORLANMIŞ KARDEŞLERİMİZE ACİL KURTULUŞ...
YENİ BİR SAFSATA DAHA
"Müslümanlar Kardeştir..."
"Biz silahlı suç örgütü değiliz"
MEHDİYETİ GÜNDEME GETİRMEK LİNÇ KONUSU OLMAMALI
"Zorla alıkonma, İzole bir hayat yaşama iddialarını asla kabul etiyorum"
"Adnan Bey bizi çok sever, hep onore eder"
MEDYANIN ZORAKİ "BENZERLİK KURMA" TAKTİĞİ
"Ortada silahlı suç örgütü değil sadece birbirini çok seven arkadaş...
AYÇA PARS CANIMIZ GİBİ SEVDİĞİMİZ, MELEK HUYLU, MÜMİNE KARDEŞİMİZDİR
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
"ALIKONMA" SAFSATASI
KUMPASÇILARIN KORKUTARAK İFTİRACI DEVŞİRME YÖNTEMLERİ
BERİL KONCAGÜL TEHDİT ALTINDADIR, CAMİAMIZA İFTİRAYA ZORLANMAKTADIR!
TAHLİYE OLAN ARKADAŞLARIMIZ HİÇ KİMSE İÇİN HİÇBİR ZAMAN BİR BASKI UNSURU...
AV. CELAL ÜLGEN ADİL VE DÜRÜST OLMALI
AKİT TV SUNUCUSU CANER KARAER HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
MASUM İNSANLARIN TAHLİYESİ TAMER KORKMAZ'I DA SEVİNDİRMELİDİR
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."