Cezayir olaylarının dünü ve bugünü

Kuzey Afrika'da İslam'ın yayılmasında çok önemli bir yer tutan Cezayir uzun yıllardır, hem toplumsal hem de siyasi açıdan büyük bir kaos içinde yaşıyor. Türk ve dünya kamuoyunun özellikle son on yıldır sürekli katliam haberleri duymaya alıştığı Cezayir'de karışıklığın kökeni de eskilere dayanıyor.

1830'da Fransız işgaliyle birlikte Cezayir halkı için de zor ve karanlık günler başlamış oldu. Bugün sözde Ermeni soykırımı senaryosunu parlamentolarında kabul edip, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından da onaylanmasını sağlayan Fransızlar'a, yaklaşık 150 yıl boyunca Cezayir'de sebep oldukları katliamlar için hiçbir yaptırım uygulanmıyor. Aslına bakılırsa uluslararası çevreler süregelen şiddetin asıl sorumluları hakkında yorum bile yapmaktan özenle kaçınıyorlar. Son on yıldır ölümlerin sayısının 100 bine ulaştığı (Cezayir Devlet Başkanı Bouteflika tarafından açıklanan resmi rakam) hatta basına kapalı ortamlarda bu sayının çok daha fazla olduğunun dile getirildiği bu terör ortamı, gerçekte 1.5 milyon Cezayirliyi katleden Fransa'nın bir mirasıdır. Oysa aynı Cezayir 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Osmanlı yönetiminde huzur, güvenlik ve barış içinde yaşamıştır.Cezayir halkı yıllardır öldürülüyor, işkenceye uğruyor, kadın, çocuk, yaşlı demeden katlediliyor. Peki bu katliamı yapan kim? Cezayir'de kim neyin mücadelesini veriyor?

Bugüne kadar bu sorulara doğru ve net cevaplar veren tarafsız kaynaklara ulaşmak pek mümkün olmuyordu. Bunda elbette Cezayir'de uygulanan baskı rejiminin kamuoyunu dezenformasyon içerikli bilgilerle yönlendirmesinin de büyük payı vardır. Ancak doğru cevapların bulunamamasının asıl sebebi bu cevapların bulunmasıyla yüzyıllardır yaptıkları planların zedelenmesinden korkan bazı Batılı çevrelerdir. Bu nedenle Cezayir'de yaşananların gerçek yüzünü görebilmek için olayların tarihsel arka planına göz atmakta ve kamuoyundan gizlenmeye çalışılan bilgilerin üzerindeki perdeyi biraz aralamakta fayda vardır.Cezayir'de olanları net ve doğru anlayabilmek için bu konuyu iki bölüm halinde incelemek yerinde olacaktır. Bu nedenle bu haftaki yazımızda Cezayir tarihine ve Fransa'nın bu topraklarda neden olduğu teröre kısaca bir göz atacağız. Önümüzdeki hafta ise Cezayir üzerinde yapılan planların asıl amaçlarına ve tüm bu yaşananların Cezayir halkına neye malolduğuna değineceğiz.

Fransa'nın Cezayir İşgali


Bilindiği gibi Sanayi Devrimi ile birlikte siyasi dengelerin de değişmeye başladığı 19. yüzyıl, insanlığa savaşların, katliamların ve zulmün hakim olduğu 20. yüzyılı armağan etti. 19. yüzyılda kurulmak istenen düzenin temel dayanak noktasını ise dinin ve manevi değerlerin ikinci plana itildiği, her şeyin maddi menfaatlerden ibaret olduğu ve "güçlü olanın kazanacağı" öğretisini telkin eden materyalist dünya görüşü oluşturmakta idi. Bu görüş çerçevesinde gelişen sömürgeci anlayış kendisine yeni kaynaklar ve imkanlar ararken, karşısında Müslümanları, dolayısıyla da Osmanlı İmparatorluğu'nu buldu. Osmanlı'nın zayıflatılması ve bu vesile ile hakimiyeti altındaki toprakların Batılı devletler tarafından sömürüye açık hale getirilmesi 19. yüzyılın son çeyreğinin ve 20. yüzyıl başının en belirgin stratejilerinden birisi oldu.

Bu stratejiler doğrultusunda Osmanlı'nın giderek zayıflatılması ve en nihayetinde de siyasi olarak varlığının sona ermesi, sömürgeci devletler için pek çok yeni kapının açılması anlamına geliyordu. Osmanlı'nın dağılma süreciyle birlikte sömürgeci güçler de İslam topraklarını paylaşmaya başladılar. Paylaşılan bu topraklardan birisi de Cezayir idi. Fransız orduları 1827 yılında 37 bin askerle Cezayir'e yönelik işgallerine başladılar ve üç yıl süren işgalin sonucunda Cezayir toprakları tamamen Fransızların denetimine geçti.Zengin petrol yataklarına sahip olan ve Akdeniz'de oldukça stratejik bir liman özelliği taşıyan Cezayir, Fransa için oldukça değerli bir topraktı. 19. yüzyıla kadar Osmanlı hakimiyetinde kalan Cezayir toprakları 1830 yılında Fransa topraklarına katıldı ve 132 yıl boyunca Fransa'nın sömürgesi olarak kaldı.

Sömürgecilik anlayışının bir gereği olarak kendileri dışındaki milletleri ikinci sınıf insanlar olarak gören Fransızlar da işgal ettikleri tüm topraklarda olduğu gibi Cezayir'de de baskıya ve şiddet dayanan bir sistem kurdular. Fransızlarla birlikte asimilasyon yoğun bir şekilde hayata geçirildi. İlk önce Arapça konuşmak ve eğitim görmek yasaklandı. Resmi konuşma dili sadece Fransızca olarak kabul edildi. Bu politika halkın ulusal kimliğini ve kültürel birikimini yok etmeyi hedefliyordu. Daha sonra Cezayir halkı bir yandan ekonomik olarak tam anlamıyla Fransa'ya bağımlı hale getirilirken, bir yandan da ülkenin siyasi yapısı Fransa'nın menfaatleri doğrultusunda yeniden inşa edildi.

Fransa'nın 1827'de başlayan işgaline karşı Cezayir'de ilk direniş 1832'de Maskara Emiri Abdülkadir tarafından gerçekleştirildi. Konstantin şehrinin beyi Hacı Ahmed ile birlikte Fransızlara karşı isyan eden ve sonra da başlattığı ayaklanmanın liderliğini üstlenen Emir Abdülkadir 18 Kasım 1839'da Fransa'ya karşı resmen savaş ilan etti. Ancak bu mücadele kullanılan yanlış yöntemler nedeniyle başarıya ulaşamadı. Mücadele sırasında binlerce Cezayirli Müslüman öldü ve Fransızlar da ülkeye tamamen hakim oldular.

Fransa'nın Cezayir'deki "Yerli Kadro"ları: Masonlar

Fransız işgalinin en önemli yönü ise aynı zamanda mason localarının yönetiminde gerçekleşmiş olan "masonik bir işgal" oluşu idi. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri direniş hareketinin önderi olan Emir Abdülkadir'in direnişin bastırılmasının ardından Fransızlar tarafından mason yapılışıdır. Direnişin bastırılmasının ardından hayatının geri kalan kısmını Fransız işgali altındaki Şam'da Fransız İmparatoru III. Napolyon'un himayesi altında geçiren Abdülkadir burada masonluğa kabul edildi. Abdülkadir 18 Haziran 1864'te IV. Henry locasında tekris edildi. Hatta Abdülkadir'e masonluğa girer girmez, pek sık rastlanılmayan bir şekilde, üç derece birden atlatıldı.

İşgalin masonik oluşunun bir başka göstergesi ise Fransızların ülkeye hızlı bir şekilde masonluğu yaymaları idi. Bu sayede ülkedeki Fransız egemenliğine seve seve bağlanacak "yerli kadro"lar oluşturmak isteniyordu. Fransız yönetimiyle birlikte Fransız Grand Orient locası Cezayir'de çok sayıda loca açtı. Masonluk tarihi hakkında ansiklopedik bir sözlük yazan Daniel Ligou, bu locaların üye sayısının hızla arttığını ve loca üyelerinin ülke yönetiminde önemli rol oynadığına dikkat çekmiştir.

Fransızlar 132 yıl Cezayir'de kaldılar ve bu süre içinde Cezayir'i yöneten valilerin neredeyse tamamı masondu. 1911-1918 yılları arasında valilik yapan Charles Luland, 1925-1927 tarihlerinde valilik yapan Maurice Violette, 1930-1935 yılları arasındaki Vali Jules Garde ve 1935-1940 yılları arasındaki Vali Jacques le Beau masondular. Cezayir'in masonların idaresine geçmesi ile birlikte bir anlamda işgalin birinci ve en önemli adımı tamamlanmış oluyordu.

Fransa'nın Cezayir'deki Kanlı Tarihi

Cezayir'de ilk ayaklanma girişiminden sonraki süreç boyunca, halkın sömürgeci güçlere karşı duyduğu öfkeyi tek bir şemsiye altında toplayabilecek bir güç bulunmamaktaydı. Bağımsızlık için yapılan bir takım girişimler de uygulanan baskı ve şiddet politikalarının bir sonucu olarak son derece katı bir şekilde bastırıldı. 1900'lerin ortalarına kadar durum bu şekilde devam etti. Örneğin 1931 yılında Şeyh Abdülhamit Ben Badis önderliğinde kurulan "Ulema Birliği" Cezayirlilerin zorla Fransızlaştırılmalarına karşı bir hareket başlattı. Arap kültürünü sahiplenme ve İslamiyet'i koruma temelinde "Dinim İslam, dilim Arapça, vatanım Cezayir" şiarıyla örgütlenmiş olan Birlik cami vaazları ile halkı bilinçlendirme çalışmalarına başladı. Ancak kısa bir süre sonra sömürgeci yönetim camilerde vaaz verilmesini yasakladı. Daha sonra uygulanan baskılar sonucunda bu girişim başarıyla neticelenemedi.

Yine aynı dönemde Ferhad Abbas önderliğinde kurulan Müslüman Delegeler Fedarasyonu da benzer nedenlerle başarılı girişimlerde bulunamadı. II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte ise Cezayir toprakları yeni bir döneme şahitlik etti. Nazi Almanyası önce Fransa'yı ardından da Cezayir'i işgal etti. Cezayirli vatanseverlerin pek çoğu tutuklandı, büyük kısmı da toplama kamplarına konuldu veya katledildi. 1942 yılında müttefik güçlerin Alman işgaline son vermesi ile birlikte Cezayir için yeni ve demokratik bir çağın başlayacağını düşünen Cezayirli aydınlar kısa sürede çok büyük bir yanılgı içinde olduklarını anladılar. 1943'de yine Ferhad Abbas önderliğinde bir grup sömürgecilik döneminin sona ermesi, savaşın bitiminde bağımsız bir devlet kurulması, yeni bir anayasa yapılması ve Cezayirlilerin yönetimde etkin olması ve tüm düşünce suçlularının serbest bırakılması gibi maddeleri içeren bir teklifi müttefik güçlere sundular. Müttefik güçlerle birlikte Almanya'ya karşı savaşan Cezayirliler, müttefiklerin kendi yanlarında yer alacaklarını sanmışlardır. Oysa götürdükleri tekliflerin hiçbiri kabul edilmediği gibi Cezayir halkı için yeni bir katliam kapıda bekliyordu.

8 Mayıs 1945'de II. Dünya Savaşı'nın sona ermesi vesilesiyle yapılan kutlamalar esnasında halk Cezayir bayrağı taşıyınca ortalık bir anda kan gölüne döndü. Fransız askerleri Cezayir bayrağı taşıyan kutlamacıların üzerine ateş açtı ve 45 bin masum insan bu olaylar esnasında can verdi. Pek çoğu da yaralandı. Tarihe Setif Katliamı olarak geçen bu olayları takiben Fransızların katı ve baskıcı rejimi tekrar uygulamaya konuldu. Tüm siyasi faaliyetler yasaklandı. Binlerce Cezayirli vatansever hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklandı. Cezayirliler bir kez daha sömürgecilerin bakış açısını acı bir tecrübeyle görmüş oldu. Setif katliamından sonra geçen on yıl bağımsızlık hareketlerinin olgunlaşma süreci oldu.

1 Kasım 1954'de direnişçi güçler tarafından yayınlanan bir bildiri ile Cezayir halkı bağımsızlık ve hürriyet için silahlı ayaklanmaya davet edildi. Aynı yıl içinde kurulan Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) ve Ulusal Kurtuluş Ordusu (ALN) bağımsızlık hareketinin öncüleri oldu. Ulusal Kurtuluş Cephesi homojen bir yapı değildi ve şemsiyesi altında pek çok farklı siyasi görüşe sahip halk birleşmişti. FLN Eylül 1958'de Kahire'de toplanarak Geçici Cezayir Hükümeti'ni kurdu.Bu arada elbette Fransa zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip olan Cezayir'i kaybetmek istemiyordu. Bu nedenle yukarıda kısaca değindiğimiz Setif katliamı tekil bir olay olarak kalmadı. Cezayir'in bağımsızlığını ilan edene kadar pek çok köy Fransızlar tarafından yakıldı, okullar ve camiler yıkıldı. Binlerce insanın canına malolan bu süreç esnasında Fransızlar, Cezayir halkının ekinine ve hayvanlarına da zarar vermeyi ihmal etmiyorlardı. 400 bin bağ sökülürken, binlerce hayvan da boğazlandı. Yıllarca Cezayir'i yakıp yıkmaktan, masum insanları, kadınları, çocukları ve yaşlıları katletmekten çekinmeyen Fransa sonunda Cezayir halkının bağımsızlık sevdası karşısında yenik düştü. Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle 1959 yılında Birleşmiş Milletler'de yaptığı bir konuşmada Cezayir'e bağımsızlık tanınacağını açıkladı. Tarihe Evian Anlaşması olarak geçen anlaşmayla FLN ve Fransa ateşkes ilan etti ve 1962 yılında Cezayir bağımsızlığına kavuştu. Sömürgeci Fransa'ya karşı 7.5 yıl boyunca verilen bağımsızlık mücadelesi ardında çok ağır bir bilanço bırakmıştı: 1.5 milyon Cezayirli Fransa'nın şiddet uygulamaları sonucunda yaşamını yitirdi.

Fransız Katliamında İsrail Desteği


1954 yılından 1962 yılına kadar devam eden bağımsızlık mücadelesi esnasında, Cezayir ayaklanmasını bastırmak için 1.5 milyon insanı katleden Fransız yönetimi bu uygulaması sırasında yalnız değildi. Bir de İsrail vardı olayın içinde. Dünyadaki her türlü İslami hareketi kendisine yönelik bir tehdit sayan İsrail yönetimi, Cezayir ayaklanmasını bastırması için Fransızlara büyük destek vermişti. İsrail 1954 yılındaki ayaklanmadan önce de Cezayir'deki gelişmeleri çok yakından izliyordu. Özellikle Mossad Cezayir'de gelişen bağımsızlık hareketini yakın takibe almıştı. Ayaklanma ile birlikte de İsrail Fransız yönetimine aktif destek vermeye başladı. İsrailli askeri uzmanlar gerilla savaşı konusunda tecrübesiz olan Fransız birliklerine özellikle de gerilla savaşında helikopter kullanımı konusunda eğitim verdiler. S.Steven yazmış olduğu "The Spymasters of Israel" adlı kitabında bildirdiğine göre Fransız birliklerini eğitmek için iki İsrailli general Cezayir'e gitmişti. Bu iki general de oldukça tanıdık isimlerdi: Yitzhak Rabin ve Haim Herzog. (Bir dönemin İsrail Başbakanı ve Devlet Başkanı).

E. Crosbie de "The Tacit Alliance" adlı kitabında Cezayir ayaklanması boyunca Fransa ve İsrail'in tam bir ittifak kurdukları yorumunu yapmaktadır. Ayaklanmanın son dönemlerinde de İsrail'in Fransızlara verdiği büyük destek sürdü. İsrail Fransızların kurmaya çalıştığı kontrgerilla örgütü OAS'ye de büyük yardımlarda bulunmuştu. İsrail Hayfa Üniversitesi'nde psikoloji profesörü olan Benjamin Beit Hallahmi'nin İsrail'in dünyanın dört bir yanındaki savaşlar ve çatışmalarda üstlendiği gizli rolü gözler önüne seren "The Israeli Connection" isimli kitabında da bu kanlı ittifaka yer verilmiştir. Hallahmi kitabında, "1961 ve 1962'de İsrail'in Cezayir'de Fransız kontrolü sağlamaya çalışan Fransız yerlilerinin aşırı sağcı örgütü olan Fransız OAS (Organisation de l'Armee Secrete) hareketini desteklediğine dair bir çok rapor bulunmaktadır" der. Nitekim Cezayir tam bağımsızlığını kazanıp Birleşmiş Milletler'e katıldığında da İsrail'in kabulüne karşı red oyu kullanmıştır. Kuşkusuz İsrail'in Fransız yönetiminin Cezayir halkına uyguladığı zulme destek olması İsrail açısından tekil bir olay değildir. Bilakis İsrail Devleti'nin üzerine bina edildiği ideolojisinin bir yansımasıdır.

İşgal ettiği topraklar üzerinde zulüm ve haksızlıkla kurduğu devletin geleceğini koruyabilmek için 3.5 milyon insanı yurtlarından süren, binlerce masum insanı katleden, bölgede sürekli bir karmaşa ve kaosun yaşanmasına neden olan İsrail, dış politikasının bir gereği olarak Cezayirli Müslüman halka karşı Fransızlar'ın yanında yer almıştır.

Nitekim İsrail'in Filistin halkına yaptıklarının bir benzerinin Fransız işgali altındaki Cezayir topraklarında da yaşamış olması oldukça dikkat çekicidir. 30 Kasım 2000 tarihli Fransızlar'ın ünlü L'Express dergisinde yayınlanan bir haber Fransızlar'ın Cezayir'de uyguladıkları zulmü gözler önüne serdi. Haberde yer alan ve söz konusu döneme bizzat tanıklık eden Fransızlar'ın itiraflarına dayanan haber bir yandan Fransızlar'ın uyguladığı soykırımı ispatlarken bir yandan da oldukça önemli bir noktanın altını çizmekte idi. 1954-1962 yılları arasında Cezayir'de yaşananlarla 1948'den beri Filistin'de, geçtiğimiz yıllarda Bosna'da, bugün Çeçenistan'da, Keşmir'de, Doğu Türkistan'da, Eritre'de yaşananlar arasında büyük benzerlikler söz konusu idi. Bosna'da yapılan işkenceler ile Cezayir'de yapılan işkence uygulamaları insanı hayrete düşürecek şekilde benzeşmekteydi. Bu bilgiler Fransızlar'ın kirli tarihini gözler önüne sermesi açısından da oldukça önemlidir.

Fransızlar'ın Cezayir Halkına Uyguladıkları İşkence

Fransız yönetiminin Cezayir'de uyguladığı politikayı dönemin Olağanüstü Yönetim Komutanı Jacques Massu'nun sözleri çok özlü bir şekilde ortaya koymaktaydı: "İşkence mi? Elbette işkence uyguluyoruz. Basının belli bir kesimi bu konuyu işleye işleye bizi bıktırdı. Fakat başka nasıl davranmamızı istersiniz?" Dönemin La Croix dergisi muhabirlerinden Jacques Duquesne'nin dile getirdiği izlenimleri ise çok daha tüyler ürpertici idi:

"İşkence ve insanların kaybolması sorunları zihinleri devamlı bir şekilde meşgul etmekteydi. Erkekler, bazen de kadınlar tutuklanıyor ve daha sonra kendilerinden hiç haber alınamıyordu. Cesetlerinin taş bağlanarak denize atıldığı biliniyordu. Sayılarının genellikle 3 bini bulduğu ileri sürülüyordu ama Cezayir belediye başkanı Jacques Chevallier, 5 bin gibi bir rakamdan söz açmıştı. Fransız askerlerin baskı ve sindirme yöntemlerine ırza saldırı ve köyleri ortadan kaldırma uygulamalar da dahildi. Bir askerin anlattığına göre hastabakıcı olarak görev yaptığı birliğinde hemen hemen her sabah gece boyunca işkence gören kişileri tedavi ediyordu. Hemen hemen her yerde en çok uygulanan işkence şekli ise bazen kadınların cinsel organları da dahil olmak üzere vücudun her yerine elektrotlar yerleştirilerek cereyan vermekti. Diğer işkence yöntemleri ise insanı yok etme amacını taşıyordu. Kurbanın ya hortumla ağzının içine su sıkılıyor, ya tırnakları sökülüyor, ya başı su dolu küvete daldırılıyor yada ayakları zorlukla yere değecek şekilde saatlerce bileklerinden asılı tutulması sağlanıyordu. Ve daha başka yöntemler. Bütün bunları yazmak kolay değil. Ben bildiklerimin sadece çok az kısmını söyledim."

İsrail'in Filistin topraklarında 50 yıldır uygulamaya devam ettiği, Sırpların Bosna'da ve Kosova'da hala vazgeçmedikleri, Çeçenistan'da Rusların uygulamakta hiçbir sakınca görmedikleri bu işkence yöntemleri, baskı ve yıldırma politikaları Cezayirli Müslümanlara karşı da Fransızlar tarafından yıllar boyunca uygulandı.Bugün sözde Ermeni Soykırımı tasarısı ile tarihe adaleti ve merhameti ile geçmiş olan şanlı Türk Milleti'ne insanlık dersi vermeye kalkışan Fransa'nın öncelikle kendi geçmişi üzerindeki bu kara lekeleri temizleyebilmesi gerekir.

Bugün...

Bugün ise Cezayir görünüşte bağımsızlığını kazanmıştır ancak Müslüman halk için değişen pek bir şey olmamıştır. Fransa resmen Cezayir topraklarında varlığını devam ettirmemekle beraber, günümüzde Cezayir üzerinde oynanan oyunda oldukça etkin bir role sahiptir. Şu anda resmen Fransa işgalinde olmayan Cezayir üzerinde başta İsrail olmak üzere pek çok gücün etkinliği devam etmektedir. Başta petrol ve doğal gaz yatakları olmak üzere zengin doğal kaynaklara sahip olan Cezayir'de hala huzur ve barış sağlanmamıştır.




2008-07-20 14:15:47

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
YENİ ŞAFAK GAZETESİ YAZARI SAYIN HASAN ÖZTÜRK’E AÇIK MEKTUP
SAYIN ÖZLEM GÜRSES'E AÇIK MEKTUP
SAYIN MİNE UZUN'A AÇIK MEKTUP
HUSUMETLİ ÇEVRELER TARAFINDAN AVUKATLARIMIZA YÖNELİK SÜRDÜRÜLEN YOĞUN...
DAVA DOSYASI BOMBOŞ ÇIKINCA MEDET UMULAN ESKİ BİR İFTİRA: "GİZLİ TÜNELDEN...
KONUNUN TARAFLARINA SÖZ HAKKI VERMEDEN TEK TARAFLI YAYIN YAPMASI HABERTÜRK...
SAYIN AHMET HAKAN'A AÇIK MEKTUP
HALK TV'YE AÇIK MEKTUP
OZAN SÜER ARKADAŞIMIZIN TUTUKLANMASIYLA İLGİLİ OLARAK AV. SENA AKKAYA...
TÜRK İNSANI ADİL, TARAFSIZ, DÜRÜST, İLKELİ VE SEVGİ DOLU BİR BASIN ÖZLEMİ...
İFTİRA ÜZERİNE KURULAN DAVAMIZIN TEMELİNDEKİ SEBEP: "HUSUMET"
HÜRRİYET GAZETESİ VE YAZARLARINA CESARETLE VE ISRARLA DOĞRUDAN YANA OLMAK...
SEVGİ, KARDEŞLİK VE SELAM GÖNDERME İDDİALARI TUTUKLAMA GEREKÇESİ OLAMAZ
MEHDİYET İNANCI SEBEBİYLE SAYIN ADNAN OKTAR’IN YANINDAN AYRILMADIĞIMIZ...
TOPLU BİR AKIL TUTULMASI: "GALEYAN"
ELVAN KOÇAK BEY’İN YANLIŞ BİLGİLENDİRİLDİĞİ HUSUSLAR
AV. CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP–3
İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN ÜLKEMİZDEKİ ALÇAK, HAİN VE AŞAĞILIK KRİPTO...
SAYIN MİNE KIRIKKANAT HANIMEFENDİ’YE BİR KEZ DAHA DOSTLUK VE SEVGİ...
MÜŞTEKİ İFADELERİ HAKKINDA BASINDA YER ALAN GERÇEK DIŞI HABERLER
SEVGİDEN VAZGEÇMEK ZULÜM OLUR, TEK İSTEĞİMİZ SEVGİ TOPLUMU OLUŞMASI
2 YILDAN BU YANA CAMİAMIZA KARŞI YAPILAN HAK VE HUKUK İHLALLERİ, ZULÜM VE...
ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU KARDEŞİMİZ MASUMİYET KARİNESİNE VE SAVUNMA HAKKINA...
ATV KAHVALTI HABERLERİNDEKİ ASILSIZ İTHAMLARA CEVABIMIZDIR
MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ BAŞYAZARI AHMET AKGÜL’ÜN İFTİRALARA DAYANARAK YAPTIĞI...
SEVGİYE DAİR HER DAVRANIŞIN SUÇ KAPSAMINA SOKULMA GAYRETİNDEN ENDİŞE...
AV. SN. CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP
CÜBBELİ AHMET HOCAMIZ’DAN MÜSLÜMANLAR HAKKINDA KONUŞURKEN ADİL, DÜRÜST VE...
İSTİKLAL İNTERNET HABER SİTESİ YAZARLARINDAN SAYIN ÖMER AKDAĞ’A...
MADDİ GELİR ELDE ETMEK UĞRUNA TERTEMİZ, NUR GİBİ İNSANLARI ACIMASIZCA YOK...
DOSYAMIZDA ETKİN PİŞMANLIK İFADELERİ DEĞİL, CAN HAVLİYLE KENDİNİ...
SAYIN MİNE KIRIKKANAT HANIMIN SAVUNMA HAKKINI VE DEĞERLİ AVUKATLARI HEDEF...
BASIN KORKU DEĞİL ADALET, DÜRÜSTLÜK VE TARAFSIZLIK ÜZERİNE KURULU YAYIN...
AKİT'TEKİ KARDEŞLERİMİZ YAYINLARINDAKİ HAKARETAMİZ ÜSLUBA KARŞI MUTLAKA...
SN. ADNAN OKTAR DURUŞMALAR BOYUNCA MASKE KULLANMIŞ, GENEL SAĞLIĞIN...
MÜMİN ALLAH’TAN GELEN İŞARETLERİ GÖRÜR VE HAYRA YORAR
KANAL D ANA HABER PROGRAMINI HUKUK VE VİCDAN SINIRLARI İÇİNDE YAYIN...
ARKADAŞIMIZ BÜLENT SEZGİN'DEN SAYIN AYŞENUR ARSLAN HANIMEFENDİ’YE AÇIK...
SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINI GÜYA TEHLİKELİYMİŞ GİBİ GÖSTERME OYUNU
ARKADAŞIMIZ SERDAR SUPHİ TOGAY'IN MAHKEME İFADESİNDEN BASINA YANSIYAN...
SÖZDE ETKİN PİŞMAN OLMAK ZORUNDA BIRAKILAN ARKADAŞIMIZ ALİ ŞEREF GİDER’İN...
TURNİKE İFTİRASINA İTİBAR EDİP DİLE GETİRENLERİN ASIL ÖNCELİĞİ...
AKİT CAMİASINDAKİ KARDEŞLERİMİZ BİZİM İYİ NİYETİMİZİ YAKINDAN BİLİR VE...
GERÇEKLER SAYIN DOĞAN KASADOLU'NUN HAYAL DÜNYASINDA YAŞADIĞINDAN VE...
ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU KARDEŞİMİZE HANIMLAR HAKKINDA SAYGILI VE NEZAKETLİ...
MUHAFAZAKAR CAMİADA HAKKIMIZDA MERAK EDİLEN BAZI SORULARA CEVAPLAR
DURUŞMADA YÖNELTİLEN SORULAR İDDİANAMEDE YER ALAN SUÇLAMALARIN ASILSIZ...
ARKADAŞIMIZ SEDAT ALTAN'DAN DEĞERLİ GAZETECİMİZ SAYIN AHMET HAKAN'A AÇIK...
ARKADAŞIMIZ MERVE BÜYÜKBAYRAK'IN MİNE KIRIKKANAT HANIMEFENDİ'YE AÇIK...
ARKADAŞIMIZ KARTAL İŞ'TEN SAYIN DOĞU PERİNÇEK’E AÇIK MEKTUP
AV. SN. KEREM ALTIPARMAK’IN “İNTERNET ERİŞİM ENGELLERİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ”...
"NİHAYET DERGİSİ"NDE, CAMİAMIZ HAKKINDA YAPILMIŞ GERÇEK DIŞI, ÇİRKİN BİR...
HALKI, HALKA EZDİREN SİSTEM SON BULMALI
KONU DEKOLTE DEĞİL, SEVGİMİZE VE DOSTLUĞUMUZA DUYULAN ÖFKE
INDEPENDENT-TÜRKÇE'NİN MÜSLÜMANLARA EVRİM TEORİSİNİ KABUL ETTİRME TAKTİĞİ
BUGÜN BAZI GAZETECİLERİN TUTUKLANMASINI ELEŞTİREN CNN TÜRK GECE GÖRÜŞÜ...
DEKOLTE GİYDİLER DİYE MASUM İNSANLARA YÜZLERCE YIL HAPİS CEZASI İSTEYİP...
SN. ADNAN OKTAR’IN MEHDİLİK İLAN EDEREK DEVLETİ ELE GEÇİRECEĞİ İTHAMI AKLA...
ARKADAŞIMIZ EMRE BUKAĞILI'NIN SN. FAZIL SAYIN AÇIKLAMALARINA CEVABI
SÜLEYMAN ÖZIŞIK KARDEŞİMİZİN DE CEMAATLERİN MİLLETİMİZ İÇİN DEĞERİNİ ÇOK...
ADNAN OKTAR OLMASAYDI...
SAYIN ERGUN YILDIRIM’IN “YENİ MEHDİLER” BAŞLIKLI KÖŞE YAZISINA...
NORMAL VE LEGAL BİR YAŞAMDAN YAPAY SUÇLAR ÜRETİLEREK "HAYALİ BİR SUÇ...
SAYIN ADNAN OKTAR’IN TUTUKLANMASININ ARDINDAN...
CÜBBELİ AHMET HOCAMIZ MÜSLÜMANLARA ATILAN İFTİRALARA İTİBAR ETMEMELİDİR
ODATV GENEL YAYIN YÖNETMENİ SN. BARIŞ PEHLİVAN'A AÇIK MEKTUP
KOMPLOCULAR, KORKUTARAK "SÖZDE" İTİRAFÇI YAPTIKLARI ARKADAŞLARIMIZ...
CUMHURİYET GAZETESİNE AÇIK MEKTUP
GENİŞ HAYAL GÜCÜ İLE KURGULANAN DAVA DOSYASI
MODERNLİK İSLAM’IN GELİŞİP YAYILMASINDA EN ETKİLİ YÖNTEMDİR
SN. ENVER AYSEVER’İN PROGRAMINDA GÜNDEME GELEN İTHAMLARIN CEVAPLARI
SN. ADNAN OKTAR: "ALLAH'IN VERECEĞİ KARARI TALEP EDİYORUM"
MİNE KIRIKKANAT GİBİ AYDIN VE DEMOKRAT BİR HANIMA HUKUKUN TEMEL İLKELERİNE...
Adnan Oktar: "Allah’ın vereceği kararı talep ediyorum."
Adnan Oktar: "Allah’ın vereceği kararı talep ediyorum."
YENİ AKİT GAZETESİ VE ODA TV’DE YER ALAN “UYAP’TAN SANIĞIN ADI SİLİNDİ”...
SAYIN BİRCAN BALİ'YE CEVAP
SAYIN AVUKAT CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP
SAYIN ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU'NA CEVAP
SAYIN ADNAN OKTAR VE CAMİAMIZA YÖNELİK MANEVİ LİNÇ
SN. DOĞU PERİNÇEK VE SN. PROF. DR. ALİ DEMİRSOY'UN ÖNEMLİ OLDUĞUNU...
SAYIN PROF. DR. NURAN YILDIZ'A AÇIK MEKTUP
SN. ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ İSRAİL VE MUSEVİLERLE OLAN...
CAMİAMIZA YÖNELİK "YURTDIŞI LOBİ FAALİYETLERİ" İSNADI İLE İLGİLİ...
FETÖ'YE KARŞI EN GÜÇLÜ ELEŞTİRİLERİ SN. ADNAN OKTAR YAPMIŞTIR
DELİL VE ŞAHİT OLMADAN SUÇSUZ İNSANLARI CEZALANDIRMAK KUR’AN’A UYGUN...
ARKADAŞLARIMIZ MUAZZEZ VE YILDIZ ARIK’IN DURUŞMADAKİ GERÇEK DIŞI...
İNSANLARA NEREDE VE KİMLERLE YAŞAYACAKLARINA DAİR BASKI VE DAYATMADA...
ARKADAŞIMIZ BERİL KONCAGÜL’ÜN DURUŞMADAKİ GERÇEK DIŞI İDDİALARINA...
KANAL D'NİN UYDURMA HABERİ
MERVE BOZYİĞİT'İN DURUŞMADAKİ AÇIKLAMALARI KUMPASI GÖZLER ÖNÜNE SERDİ !!!
ARKADAŞLARIMIZ ALTUĞ ETİ, BURAK ABACI VE CEYHUN GÖKDOĞAN'IN...
KUMPASÇILARIN ARKADAŞLARIMIZA BASKI VE TEHDİTLE DAYATTIĞI GERÇEK DIŞI...
"NORMAL HAYATIN SUÇMUŞ GİBİ GÖSTERİLMESİ" ANORMALLİĞİ
ARKADAŞIMIZ ÇAĞLA ÇELENLİOĞLU'NUN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
YENİ ŞAFAK VE GÜNEŞ GAZETELERİNDEKİ GERÇEK DIŞI İDDİALARA CEVAP
SAVUNMA HAKKIMIZ NASIL ENGELLENDİ?
ARKADAŞIMIZ ECE KOÇ'UN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
ARKADAŞLARIMIZ MUSTAFA ARULAR VE EMRE TEKER'İN DURUŞMALARINDAKİ...
ARKADAŞIMIZ AYÇA PARS'IN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
KAMU VİCDANI YALANI
DEVLETİMİZİN VERDİĞİ SİLAH RUHSATLARI CAMİAMIZA DUYDUĞU GÜVENİN AÇIK BİR...
ASIL HEDEF İSLAM ALEMİ, TÜRKİYE, SAYIN ERDOĞAN VE AK PARTİ HÜKÜMETİ
GERÇEK MODERNLİK İSLAM DİNİNDEDİR
TV PROGRAMLARINDA SEVGİ DİLİ ESAS ALINMALIDIR
"Allah'tan tahliyemizi istirham ediyorum"
AKİT GRUBUNA AÇIK MEKTUP
"....Allahvar.com sitesi kapatıldı, düşmanım bu siteyi yapmış olsa...
GARDIROP YALANI
SAYIN DOĞU PERİNÇEK'E AÇIK MEKTUP
'CRACKED.COM' SİTESİNDEKİ İDDİALARA CEVAP
1999 KAN KAMPANYASI TAMAMEN MEŞRU VE LEGAL BİR ORGANİZASYONDUR
HARUN YAHYA KÜLLİYATININ İMHASI ÇOK VAHİM VE TARİHİ BİR HATA OLUR
HAKİM VE SAVCILARIMIZ YALNIZCA KANUN, HUKUK VE VİCDANI ESAS ALMALIDIR
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI RAPORUNA CEVAP
İLERİ DERECEDE MODERN GÖRÜNÜM VE DEKOLTE GİYİM TARZININ NEDENLERİ
"Adnan Bey’in çevresindeki her insan hayat dolu, mutlu, cıvıl cıvıl.”
SUÇSUZ BİR GENÇ KIZ DAHA HUKUKSUZ OLARAK TUTUKLANDI
SÖZDE İTİRAFÇI VEYA MÜŞTEKİ OLMAYA ZORLANMIŞ KARDEŞLERİMİZE ACİL KURTULUŞ...
YENİ BİR SAFSATA DAHA
"Müslümanlar Kardeştir..."
"Biz silahlı suç örgütü değiliz"
MEHDİYETİ GÜNDEME GETİRMEK LİNÇ KONUSU OLMAMALI
"Zorla alıkonma, İzole bir hayat yaşama iddialarını asla kabul etiyorum"
"Adnan Bey bizi çok sever, hep onore eder"
MEDYANIN ZORAKİ "BENZERLİK KURMA" TAKTİĞİ
"Ortada silahlı suç örgütü değil sadece birbirini çok seven arkadaş...
AYÇA PARS CANIMIZ GİBİ SEVDİĞİMİZ, MELEK HUYLU, MÜMİNE KARDEŞİMİZDİR
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
"ALIKONMA" SAFSATASI
KUMPASÇILARIN KORKUTARAK İFTİRACI DEVŞİRME YÖNTEMLERİ
BERİL KONCAGÜL TEHDİT ALTINDADIR, CAMİAMIZA İFTİRAYA ZORLANMAKTADIR!
TAHLİYE OLAN ARKADAŞLARIMIZ HİÇ KİMSE İÇİN HİÇBİR ZAMAN BİR BASKI UNSURU...
AV. CELAL ÜLGEN ADİL VE DÜRÜST OLMALI
AKİT TV SUNUCUSU CANER KARAER HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
MASUM İNSANLARIN TAHLİYESİ TAMER KORKMAZ'I DA SEVİNDİRMELİDİR
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."