Tunus Müslümanlarının yaşadıkları

Günümüzde çok büyük çatışmalarla, savaşlarla ve yokluklarla mücadele etmeye çalışan pekçok Müslüman ülke, 19. yüzyıl öncesinde, Osmanlı'nın adalet, hoşgörü ve barış dolu yönetimi altında, huzur içinde yaşıyorlardı. Kafkaslar'da, Ortadoğu'da, Balkanlar'da ve Kuzey Afrika'da Osmanlı'nın asırlar boyunca koruduğu istikrar ve huzur, Avrupalı sömürgeci devletlerin bu ülkelere girmeleriyle son buldu. Osmanlı sonrası çok büyük bir kaosun içine itilen bölgelerin başında ise Kuzey Afrika geliyordu.

Batılı devletlerin Afrika ülkelerine gözlerini dikmelerinin en önemli nedenleri zengin yeraltı kaynakları ve bu bölgelerin jeostratejik önemiydi. Herşey 17. yüzyılın başında Hollanda'nın Afrika'ya girmesiyle başladı. Yerli halklar kendi vatanlarından çıkarılmaya, her türlü doğal zenginliklerini kaybetmeye, maddi ve manevi olarak sömürülmeye başladılar. Avrupa'nın Afrika'yı gerçek anlamda keşfetmesi ise 19. yüzyılın ortalarına rastlıyordu.

Hıristiyan Batı dünyasının Afrika'ya girişi misyonerlik faaliyeti adı altında başladı. Ancak bu misyonerlik faaliyeti Hıristiyanlık dinini yaymadan çok, sömürgecilik hareketinin ilk adımı niteliğindeydi. Bu şekilde Afrika'nın hemen her ülkesinde bir çeşit sömürgeci elçilikler oluşturuldu ve Afrika'nın yeraltı zenginlikleri, baskı ve zorbalıkla Avrupa'ya doğru akmaya başladı. Afrika kıtası çok kısa bir süre içinde verimsiz ve kurak bir bölge haline getirildi. Sömürge döneminde uygulanan tarım politikaları halkın hem arazilerini kaybetmesine, hem de verimli toprakların yokolmasına neden oldu. Ormanlar kesildi, yağışlar azaldı, nehirler kurudu. Kısacası Avrupalıların Afrika'ya girişleri bu ülkelere medeniyet değil, sadece ve sadece yıkım getirmişti.

Bu yıkım sadece ekonomik alanla da sınırlı değildi. Aradan geçen birkaç asır boyunca milyonlarca insan çatışmalarda, milyonlarcası da açlık ve yokluk nedeniyle hayatını yitirdi. Kendi kimliklerini, dillerini, kültürlerini, dinlerini unuttular. İç çatışmalarla kardeşlerini öldürüp, maddi çıkarlar nedeniyle sömürgecilerden yana tavır aldılar. İşte Avrupalıların işgaliyle birlikte asırlar sürecek çok büyük bir sefalete doğru sürüklenen ülkelerden biri de Tunus'tur.

Tunus'un İslam'la Tanışması

Tunus'un İslam ile tanışması Abdullah bin Ebi Sarh komutasındaki İslam ordularının 648 yılındaki fethi ile gerçekleşmişti. Kısa süre içinde Tunus bir İslam devleti haline geldi ve 7. yüzyıla gelindiğinde tüm Tunus Müslüman oldu. Daha sonra sırasıyle İfrikiyye ve Aglebilerin yönetimine giren Tunus, hep Hilafete bağlı kaldı. 910 yılında Fatimiler bölgeyi fethettiler. Daha sonraları Zirilerin yönetiminde özerk bir yönetim haline gelen Tunus halkı, Fatimilerin bağlı bulunduğu Şii inancını terk edip, Sünniliiği kabul ettiğinde çatışmalar başladı. Fatimilerin başlattığı Beni Hilal isyanları Tunus'un harap olmasıyla sonuçlandı. Daha sonra pekçok kez yönetim değişikliği yaşayan Tunus'da gerçek huzur ve istikrar, 1574 yılındaki Osmanlı iktidarıyla başladı.

Tunus, Osmanlı Devleti'ne bağlı bir eyalet haline getirildi ve bu statüsü 1881'e kadar sürdü. Bu dönemde Tunus'u kendilerine "Beyler" denen, halifeye bağlı yerel yöneticiler yönetiyorlardı. Avrupa medeniyetindeki ırkçı ve zorba düşüncenin aksine Osmanlı ülkesinde İslam Dininin bir özelliği olarak barış ve hoşgörü temeline dayalı bir yönetim anlayışı hakim olmuştu. Her dinden insanın huzur içinde ve kardeşçe yaşadığı Tunus'taki bu barış dönemi, Fransa'nın 1881'deki işgaline kadar sürdü.

Fransa'nın Kanlı Sömürge Tarih

Fransa, hakimiyeti altında bulundurduğu dönem boyunca Tunus'u "Yüksek komiser" denilen valiler kanalıyla yönetti. Aynı Cezayir'de olduğu gibi burada da çok büyük bir zulüm politikası böylece başlamış oldu. Her türlü muhalefet hareketi, bağımsızlık yanlısı faaliyetler kanlı bir şekilde bastırıldı. Bağımsızlık yanlısı İslami hareketlerin liderleri ve onları destekleyenler çok şiddetli baskı gördüler, büyük bir bölümü tutuklandı, işkenceler gördü. Ancak Fransa, güçlü bir İslami bilince sahip olan Tunus halkında oluşan tepkiyi durdurmakta, ayaklanmaları bastırmakta zorlanıyordu. Bunun için her sömürgeci ülkenin yaptığı gibi o da kukla yönetimlere başvurdu. Bunun için bağımsızlık mücadelesi amacıyla kurulan Düstur Partisi'ni kendi tarafına çekti. Başına ise çok güvendiği bir "adamı"nı yerleştirdi: Habib Burgiba'yı.

İlk başlarda halkın desteğini almak için İslami bir çizgi izleyen Habib Burgiba çocukluğundan itibaren Fransız eğitimi görmüştü. Ancak gençlik döneminde özellikle Fransız işgal yönetimine karşı bir politika izlemiş, bu şekilde halkın desteğini almayı planlamıştı. Hatta bunun için birkaç kez hapse girmiş, Tunus'tan Kahire'ye kaçarak halk nezdinde kahraman imajı kazanmaya çalışmıştır.

Tunus'a döndüğünde halkı isyana teşvik eden ve böylece kanlı bir Fransız müdahalesine zemin hazırlayan Burgiba, Fransızların 1956 yılında işgale son vermelerinden sonra, Fransızların Tunus'daki temsilcileri haline gelmiştir. Sömürgeci Fransız yönetimi ülkeyi terk ederken, geride kendilerine son derece "sadık" dost yönetim kadroları bırakmışlardı. Bu kadrolar Fransızların menfaatlerini onlardan daha fazla koruyan, kendi vatandaşlarına onlardan daha fazla zulüm yapan Habib Burgiba yönetimindeki kadrolardı.

Burgiba'dan Müslümanlara Fransız Büyük Doğu Locası Destekli Zulüm

Burgiba başa geçip, cumhurbaşkanı olur olmaz, bir anda İslam aleyhtarı bir politika izlemeye başladı. Gençlik yıllarındaki ve sürgünde olduğu dönemdeki bağımsızlık yanlısı, İslami görüntü çizen Habib Burgiba gitmiş, yerine her türlü İslami değere karşı savaş açmış, insanlara zulmetmeyi bir politika haline getirmiş bir "sömürgeci sözcüsü" gelmişti.

1959'da süresiz olarak yürütme yetkisini tek başına eline alan Habib Burgiba, daha sonra kendisini ölümüne kadar cumhurbaşkanı ilan etti. 7 Kasım 1987'de akli dengesi yerinde olmadığı gerekçesi ile devlet başkanlığı görevinden alınana kadar, yani 31 yıl boyunca, Tunus'u tek başına yönetti. Bu dönem boyunca ülkeyi kültürel, siyasi ve ekonomik yönden Fransa'ya bağımlı kıldı, ülkenin zenginliklerini Fransa'ya akıttı.

Bu İslam aleyhtarı diktatörün en önemli özelliklerinden biri ise diğer benzerleri gibi yüksek rütbeli bir mason oluşuydu. Hatta 1972 Haziranındaki Paris gezisi sırasında bakanlarından biriyle beraber Fransız Grand Orient locasının Üstad-ı Azamı Fred Zeller'i ziyaret etmiş ve locada Burgiba için tören düzenlenmişti. İşte bu masonik kimliği Habib Burgiba'nın Müslüman kimliğinden de, Tunuslu kimliğinden de daha önemliydi. Müslüman Tunus halkının değil, Fransız Büyük Locası'nın menfaatlerini ön planda tutuyordu. Bunu da ülkesini İslami kimliğinden uzaklaştırarak gösterdi.

Burgiba'nın ilk icraatı Amerikan Anayasası benzeri bir anayasa hazırlamak, yargıda ve eğitimde Fransız sistemi benzeri bir sistem kurmak oldu. Bu anayasanın ve sistemin en büyük özelliği ise İslam düşmanlığı ile şekillendirilmesi oldu. Camileri sıkı denetimi altına aldı, belli vakitlerin dışında namaz kılınmasını yasakladı. İslami yönetim isteyen tüm Müslümanları, rejim muhalifi sıfatıyla tutuklattırdı ve çok ağır işkenceler uyguladı. Tunus'un sembolü olan Zeytune Üniversitesi başta olmak üzere Islâmi eğitim kurumlarının hepsini kapattırdı. Mısırdaki Ezher Üniversitesine denk sayılabilecek bir üniversite olan Zeytune Üniversitesi Kuzey Afrika'daki İslami hayatı canlı tutan, oradaki halkın önünü açan ilim adamlarını yetiştiren önemli bir merkezdi. Burgiba yaptığı baskılarda o kadar ileri gitti ki Ramazan ayında televizyona çıkıp içki içerek "ülkenin ekonomik kalkınmasını ve çalışma temposunu yavaşlattığı için" Ramazan'da oruç tutmayı yasakladı. Hac için Mekke yolculuğunun pahalı olduğu gerekçesi ile Mekke yerine Magrip'in kutsal kenti kabul edilen Keyrevan'ın ziyaret edilmesini istedi.

Burgiba'nın bir diğer özelliği de İsrail'e yakın, İslam ülkelerine uzak bir politika izlemesiydi. İsrail, 1967 yılından beri Kuzey Afrika ülkeleriyle özellikle Tunus'la gizli ilişkiler içerisinde bulunuyordu. Tunus yönetimi, İsrail'in, kendi sınırları içerisinde bulunan Filistin kamplarına yaptığı saldırılarda İsrail'e kolaylık sağladı.. Uluslararası bir platformda Tunus'taki insan hakları ihlallerini dile getiren Tunus Birlik Hareketi lideri Bin Salih'e karşı, Tunus rejiminin Yitzhak Rabin tarafından savunulması, Tunus-İsrail ilişkilerinin ne düzeyde olduğunu da göstermekteydi.

İsrail'e olan yakınlığa karşı, Tunus yönetimi her dönemde İslam ülkelerine karşı uzak bir politika izledi. İslami akımları desteklediği için Sudan ile ilişkilerini askıya alan, Cezayir'e karşı Fransız hükümetinin yanında yer alan Tunus, Bin Ali yönetimi sırasında da şehit olan Filistinliler için dua etmeyi ve intifada hakkında konuşmayı yasakladı. İsrail'in Filistin'de yaptığı katliamlara karşı, imamlara camide şehit düşen Filistinliler için dua etme ve intifada hakkında yorum yapma yasağı getirirken, İsrail ile yaptığı anlaşmalarla İslami kesime karşı iş birliğine gitti. Bugün Tunus ve Cezayir kendi Müslüman halkına sömürge döneminden daha şiddetli bir baskı ve zulüm uygulayan iki ülkedir.

Burgiba Sonrası da Hiçbir Değişim Olmadı

Fransa, Burgiba imajının Tunus'ta eski gücünü yitirmesinden sonra, Tunus'un Paris büyükelçisi Hadi Mebruk'u Dışişleri Bakanlığına atanmasını sağlayarak, ülkedeki etkinliğini artırmaya çalıştı. Bu arada Başbakan Zeynel Abidin Bin Ali, Burgiba yönetiminin siyasi baskıları yüzünden yıllarca ezilen Müslüman halkı kendi tarafına çekebilmek için, onlara birtakım özgürlükler verdi. Hatta siyasi tutukluların bir kısmını da serbest bıraktı. Sürgünde olanların tekrar ülkeye dönmelerine izin verdi.

Zeynel Abidin Bin Ali'nin girişimlerinden ve ülkede İslamın hızlı yükselişinden rahatsız olan Burgiba, Başbakanlık görevine eğitim bakanı Muhammed Sayak'ı atayacağı sırada, Sosyalist Düstur partisinin gerçekleştirdiği bir sivil darbe ile görevinden alındı. Bin Ali yönetimi Burgiba'nın görevini yapacak durumda olmadığını ve akli dengesinin yerinde olmadığını söylüyorlardı. Ancak Müslüman halkın büyük umutlar beslediği Bin Ali yönetimi de Burgiba'dan farklı çıkmadı. İlk başlarda ülkede bir reform hareketi başlatacağını vaat eden Bin Ali, iktidarını sağlama aldıktan sonra aynı Burgiba gibi Müslüman halka karşı zulmetmeye başladı.

1990 yılından sonra Sosyalist Düstur Partisi, "Amerikancı İslam" diye adlandırılan sözde İslami reformlarla Müslüman kitlelerin zihinlerini bulandırmayı ve yönetime el koyacak güce ulaşan NAHDA'nın önünü kesmeyi amaçladı. 1957 yılında anayasasını ilan ederek özgürlüğüne kavuştuğunu zanneden Tunus Müslümanları bu tarihten sonra rejimin hedef tahtası haline geldi. Burgiba sonrası Tunus'ta değişen tek şey, yıllarca çektikleri zulüm ve baskıcı politikaların katmerleşerek artması olmuştur. Burgiba'nın yerini alan Zeynel Abidin Bin Ali bugün selefini aratmayacak, hatta son zamanlardaki icraatlarıyla onu bile geride bırakacak bir konuma gelmiştir. Bugün Tunus Zeynel Abidin sayesinde bölgenin en katı ve antidemokratik yapıya sahip ülkesi durumundadır. Toplumda geniş tabana sahip olan Müslümanlar ülkelerine bir zarar vermeden demokratik yollardan yönetimi devralmayı bekliyorlar.

Tunus'ta Gün Geçtikçe Daha da Güçlenen İslami Bilinç

Bugün Tunus'ta İslami Hareketin temsilcilisi İslami Yöneliş hareketi'dir. İslami Yöneliş Hareketi, 1969'da Prof. Raşid el Gannuşi'yle Abdulfettah Moro'nun öncülüğünde kuruldu. Üniversitesinden, işçisine, gencine kadar halkın bütün kesimlerinden büyük bir destek gördü. Tunus yönetimi ilk kuruluş yıllarında İslami Yöneliş Hareketi'yle bir çatışmaya girmedi. Ancak güçlenmeye başladığını görünce bu harekete karşı şiddetli bir baskıya başvurdu ve hareketin ileri gelenlerinden 106 kişi tutuklandı. "İslami Yöneliş Hareketi" bir gecede darmadağın edildi.1987 yılında İslami Yöneliş Hareketi NAHDA'nın lideri Raşid El Gannuşi ve arkadaşlarına tutuklama kampanyası başlatıldı. Bu olaylar bütün İslam ülkelerinde protesto edildi.

Aylar süren tutukluluk döneminden sonra yargılanan hareket liderlerinin tümü, idam, müebbet ve 20'şer yıllık hapis cezalarına çarptırıldılar. Hareketin lideri Gannuşi cezalardan payını alarak müebbet hapse mahkum edildi. Mahkemelerin hemen akabinde idam cezaları derhal infaz edildi. Hareketin önde gelenlerinin haricinde binlerce kişi daha basit gerekçelerle tutuklandılar.

Bu gerçek bizzat sömürgeci Fransa tarafından da dile getirilmektedir. Burgiba'nın ölümü sonrası Fransız basınında çıkan yazılar, Bin Ali yönetimini şiddetle eleştiriyor ve baskıcı rejime karşı çıkıyordu. Ortadoğu uzmanı Bruno Callies de Salies Fransız Le Monda Diplomatique'in Ekim 1999 tarihli sayısında yayınlanan "Ekonomik gelişme ve Politik gerileme; Tunus diktatörlüğün iki yüzü" başlıklı makalesinde Ben Ali yönetimini sırasında yaşananları şu şekilde tarif ediyor:

"Her türlü özgürlük kısıtlanmış durumda... Bin Ali yönetimi İslami hareketin etkisini durdurmak için bir yol arıyordu. 7 Kasım 1989 tarihli bir açıklamayla Tunus'ta İslami bir partiye yer olmadığı açıklandı. Bu açıklama İslami kesim ile iktidar arasındaki gerilimin artmasına neden oldu. Olaylar liselere ve üniversitelere taşındı. Gösteriler ve grevler bir anda arttı... Gösterilerin kanlı bir şekilde bastırılması olayları daha da büyüttü. Ancak hareketi yoketme konusunda kararlı olan yönetim, binlerce insanı tutukladı. Bu tutuklamaları da Nahda militanlarını teröristlikle suçlayarak yapıyorlardı. Gizlice yapılan duruşmalarda binlerce kişi ömür boyu hapisle cezalandırılırken, 1992 yılında 179 Nahda yöneticisi idama mahkum edildi."

Aslında Zeynel Abidin halkın oldukça yakından tanıdığı bir isimdi. Bir dönemlerin emniyet genel müdürü ve İçişleri bakanı idi. Bu dönemlerde Müslümanlara karşı sürdürdüğü katı ve acımasız tutumuyla tanınmaktaydı. O da Burgiba gibi öğrenimini Fransa'da tamamlamış ve Batılı bir anlayışla yetiştirilmişti. Başta Burgiba'ya duyulan halk tepkisini kendi lehine çevirmek ve halkın güvenini kazanmak için İslami kesimle iyi ilişkiler kurmaya başladı. Halkın sempatisini kazanmak için Cuma günlerini tatil ilan etti, televizyonlar Kuran okunarak açılmaya başladı. Hatta İslami muhalif liderlerinin ülkeye dönmesine izin verdi. Hapisteki muhalefet mensuplarının bir kısmını çıkardı. İslami Yöneliş'in ileri gelenleri de yönetimle uzlaşma içinde çalışabilmek için hareketlerinin adını NAHDA (Diriliş) olarak değiştirdiler. Zeynel Abidin'in estirdiği bu olumlu hava fazla uzun sürmedi. Gerçek yüzünü 1989 yılında gerçekleştirdiği genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleriyle koltuğunu sağlamlaştırdıktan sonra gösterdi. Bütün seçim hilelerine, liderleri Gannuşi'nin sürgünden yeni dönmüş olmasına, siyasi parti oluşturmaları yasak olmasına rağmen, Nahda hareketi adayları bağımsız olarak girdikleri seçimlerde oyların yüzde 14'ünü almışlar, kırsal kesimde ise oylarını yüzde 30'lara kadar çıkarmışlardı.

Bunun üzerine yeni yönetim şiddet uygulamalarına başladı. Gannuşi başta olmak üzere tüm Nahda yöneticileri Tunus'u terk etti ve onları destekleyenler de çok büyük baskılarla karşı karşıya kaldılar.

Bin Ali yönetimi mevcut tehlikeyi yokedebilmek için halen her türlü yöntemi meşru sayabiliyor. Sadece Nahda değil, İslami çizgisi olan tüm örgütler, partiler şiddetli baskılar görüyorlar. Şu anda Tunus'ta on bine yakın Müslüman çok zor şartlar altında cezaevinde tutuluyor. Her türlü İslami çalışma, İslami hareket, İslami basım yasaklandı. İslami giyim sokakta dahi yasaklandı. Zeynel Abidin'in İslami çalışmalar üzerindeki zulümleri sadece Nahda hareketiyle sınırlı kalmadı. Bütün İslami çalışmaları yasakladı.. Bu yoğun baskı nedeniyle herkes İslami çalışmalardan şiddetle uzak duruyor. Çünkü Nahda hareketiyle ilgisi olduğu tespit edilenlerin çoğu ya hapis ya da sürgün hayatı yaşamaktadır. Yeni yönetim hareketin yayın ve eğitim faaliyetlerini tamamen durdurdu. Bu harekete destek verdikleri bilinen ticari kuruluşlara karşı ambargo koydurarak kapanmalarını sağladı.

Tunus Bin Ali yönetimiyle adeta bir polis devleti haline getirilmiştir. Şu an yüz kişiye bir polis düşmektedir. Halk kendi evinde dahi yüksek sesle yönetimi eleştirmekten ya da İslami duyarlılığını ifade etmekten çekinmekte, çok büyük bir psikolojik baskı altında hayatını sürdürmeye çalışmaktadır.

Tunus'a Barışın ve Huzurun Gelmesi Mümkün mü?

Tunus'ta 1881 yılında Fransa'nın işgaliyle başlayan karmaşa günümüze kadar hiçbir kesintiye uğramadan kadar devam etti. Bazı zamanlarda şiddet azaldı, bazı zamanlarda ise sokaklara kadar taştı. Ancak Tunus halkı geçmişte olduğu gibi bugün de İslam ahlakıyla bütünleşmiş Osmanlı yönetimini özlemle anıyor, huzur ve barışın ancak Osmanlı gibi bir yönetimle sağlanabileceğini ifade ediyor. Çünkü Tunus şu anda Müslüman olduğunu söyleyen genç ya da yaşlı her insan için bir açık hapishane haline gelmiş durumda. Ancak baskı ile, şiddet ile bir yere varılamayacağı, ülkedeki istikrarın hala sağlanamamasıyla açıkça ortaya kondu.

Elbetteki tüm müslümanların temennisi gerek Tunus'a gerekse Balkanlarda, Kafkaslarda, Ortadoğu'da Müslümanlara karşı yürütülen her türlü baskının bir an önce sona erdirilmesidir. Üç kıtaya nizam vermiş Osmanlı tecrübesi bizlere farklı dinlere, dillere, ırklara sahip insanların birarada, huzur ve barış içinde asırlar boyunca yaşayabileceğini göstermiştir. Üstelik böyle bir yönetim düşünülenin aksine asırlar boyu sürebilecek, kalıcı bir yönetim olacaktır. Önemli olan tüm Müslümanların bu ortak amaç için çalışmaları, dünyanın dört bir yanında zulüm gören Müslümanlara yardım elini uzatmak için tüm imkanlarını seferber etmeleridir.

2008-07-20 18:40:35

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
MEDYAMIZ ÖZKAN MAMATİ İSİMLİ KİŞİNİN GERÇEK YÜZÜNÜ MUTLAKA BİLMELİDİR
HAKLARINDA HİÇBİR KESİN YARGI KARARI OLMAYAN SN. ADNAN OKTAR VE...
MERVE BÜYÜKBAYRAK AKIL HASTANESİNE SEVK TALEBİ GEREKTİRECEK NE YAPTI?
BASINA ÖZEL HAZIRLANAN SENARYOLARLA HAKKIMIZDA ALGI OLUŞTURULMAYA...
MİLLİYET GAZETESİ MAGAZİN YAZARI SAYIN ALİ EYÜBOĞLU’NA AÇIK MEKTUP
AYRILIP DAĞILMA GİBİ BİR NİYETİMİZ ASLA YOK!
YENİ ŞAFAK GAZETESİ YAZARI SAYIN HASAN ÖZTÜRK’E AÇIK MEKTUP
SAYIN ÖZLEM GÜRSES'E AÇIK MEKTUP
SAYIN MİNE UZUN'A AÇIK MEKTUP
DAVA DOSYASI BOMBOŞ ÇIKINCA MEDET UMULAN ESKİ BİR İFTİRA: "GİZLİ TÜNELDEN...
KONUNUN TARAFLARINA SÖZ HAKKI VERMEDEN TEK TARAFLI YAYIN YAPMASI HABERTÜRK...
SAYIN AHMET HAKAN'A AÇIK MEKTUP
HALK TV'YE AÇIK MEKTUP
OZAN SÜER ARKADAŞIMIZIN TUTUKLANMASIYLA İLGİLİ OLARAK AV. SENA AKKAYA...
TÜRK İNSANI ADİL, TARAFSIZ, DÜRÜST, İLKELİ VE SEVGİ DOLU BİR BASIN ÖZLEMİ...
İFTİRA ÜZERİNE KURULAN DAVAMIZIN TEMELİNDEKİ SEBEP: "HUSUMET"
HÜRRİYET GAZETESİ VE YAZARLARINA CESARETLE VE ISRARLA DOĞRUDAN YANA OLMAK...
SEVGİ, KARDEŞLİK VE SELAM GÖNDERME İDDİALARI TUTUKLAMA GEREKÇESİ OLAMAZ
MEHDİYET İNANCI SEBEBİYLE SAYIN ADNAN OKTAR’IN YANINDAN AYRILMADIĞIMIZ...
TOPLU BİR AKIL TUTULMASI: "GALEYAN"
ELVAN KOÇAK BEY’İN YANLIŞ BİLGİLENDİRİLDİĞİ HUSUSLAR
AV. CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP–3
İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN ÜLKEMİZDEKİ ALÇAK, HAİN VE AŞAĞILIK KRİPTO...
SAYIN MİNE KIRIKKANAT HANIMEFENDİ’YE BİR KEZ DAHA DOSTLUK VE SEVGİ...
MÜŞTEKİ İFADELERİ HAKKINDA BASINDA YER ALAN GERÇEK DIŞI HABERLER
SEVGİDEN VAZGEÇMEK ZULÜM OLUR, TEK İSTEĞİMİZ SEVGİ TOPLUMU OLUŞMASI
2 YILDAN BU YANA CAMİAMIZA KARŞI YAPILAN HAK VE HUKUK İHLALLERİ, ZULÜM VE...
ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU KARDEŞİMİZ MASUMİYET KARİNESİNE VE SAVUNMA HAKKINA...
ATV KAHVALTI HABERLERİNDEKİ ASILSIZ İTHAMLARA CEVABIMIZDIR
MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ BAŞYAZARI AHMET AKGÜL’ÜN İFTİRALARA DAYANARAK YAPTIĞI...
SEVGİYE DAİR HER DAVRANIŞIN SUÇ KAPSAMINA SOKULMA GAYRETİNDEN ENDİŞE...
AV. SN. CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP
CÜBBELİ AHMET HOCAMIZ’DAN MÜSLÜMANLAR HAKKINDA KONUŞURKEN ADİL, DÜRÜST VE...
İSTİKLAL İNTERNET HABER SİTESİ YAZARLARINDAN SAYIN ÖMER AKDAĞ’A...
MADDİ GELİR ELDE ETMEK UĞRUNA TERTEMİZ, NUR GİBİ İNSANLARI ACIMASIZCA YOK...
DOSYAMIZDA ETKİN PİŞMANLIK İFADELERİ DEĞİL, CAN HAVLİYLE KENDİNİ...
SAYIN MİNE KIRIKKANAT HANIMIN SAVUNMA HAKKINI VE DEĞERLİ AVUKATLARI HEDEF...
BASIN KORKU DEĞİL ADALET, DÜRÜSTLÜK VE TARAFSIZLIK ÜZERİNE KURULU YAYIN...
AKİT'TEKİ KARDEŞLERİMİZ YAYINLARINDAKİ HAKARETAMİZ ÜSLUBA KARŞI MUTLAKA...
SN. ADNAN OKTAR DURUŞMALAR BOYUNCA MASKE KULLANMIŞ, GENEL SAĞLIĞIN...
MÜMİN ALLAH’TAN GELEN İŞARETLERİ GÖRÜR VE HAYRA YORAR
KANAL D ANA HABER PROGRAMINI HUKUK VE VİCDAN SINIRLARI İÇİNDE YAYIN...
ARKADAŞIMIZ BÜLENT SEZGİN'DEN SAYIN AYŞENUR ARSLAN HANIMEFENDİ’YE AÇIK...
SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINI GÜYA TEHLİKELİYMİŞ GİBİ GÖSTERME OYUNU
ARKADAŞIMIZ SERDAR SUPHİ TOGAY'IN MAHKEME İFADESİNDEN BASINA YANSIYAN...
SÖZDE ETKİN PİŞMAN OLMAK ZORUNDA BIRAKILAN ARKADAŞIMIZ ALİ ŞEREF GİDER’İN...
TURNİKE İFTİRASINA İTİBAR EDİP DİLE GETİRENLERİN ASIL ÖNCELİĞİ...
AKİT CAMİASINDAKİ KARDEŞLERİMİZ BİZİM İYİ NİYETİMİZİ YAKINDAN BİLİR VE...
GERÇEKLER SAYIN DOĞAN KASADOLU'NUN HAYAL DÜNYASINDA YAŞADIĞINDAN VE...
ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU KARDEŞİMİZE HANIMLAR HAKKINDA SAYGILI VE NEZAKETLİ...
MUHAFAZAKAR CAMİADA HAKKIMIZDA MERAK EDİLEN BAZI SORULARA CEVAPLAR
DURUŞMADA YÖNELTİLEN SORULAR İDDİANAMEDE YER ALAN SUÇLAMALARIN ASILSIZ...
ARKADAŞIMIZ SEDAT ALTAN'DAN DEĞERLİ GAZETECİMİZ SAYIN AHMET HAKAN'A AÇIK...
ARKADAŞIMIZ MERVE BÜYÜKBAYRAK'IN MİNE KIRIKKANAT HANIMEFENDİ'YE AÇIK...
ARKADAŞIMIZ KARTAL İŞ'TEN SAYIN DOĞU PERİNÇEK’E AÇIK MEKTUP
AV. SN. KEREM ALTIPARMAK’IN “İNTERNET ERİŞİM ENGELLERİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ”...
"NİHAYET DERGİSİ"NDE, CAMİAMIZ HAKKINDA YAPILMIŞ GERÇEK DIŞI, ÇİRKİN BİR...
HALKI, HALKA EZDİREN SİSTEM SON BULMALI
KONU DEKOLTE DEĞİL, SEVGİMİZE VE DOSTLUĞUMUZA DUYULAN ÖFKE
INDEPENDENT-TÜRKÇE'NİN MÜSLÜMANLARA EVRİM TEORİSİNİ KABUL ETTİRME TAKTİĞİ
BUGÜN BAZI GAZETECİLERİN TUTUKLANMASINI ELEŞTİREN CNN TÜRK GECE GÖRÜŞÜ...
DEKOLTE GİYDİLER DİYE MASUM İNSANLARA YÜZLERCE YIL HAPİS CEZASI İSTEYİP...
SN. ADNAN OKTAR’IN MEHDİLİK İLAN EDEREK DEVLETİ ELE GEÇİRECEĞİ İTHAMI AKLA...
ARKADAŞIMIZ EMRE BUKAĞILI'NIN SN. FAZIL SAYIN AÇIKLAMALARINA CEVABI
SÜLEYMAN ÖZIŞIK KARDEŞİMİZİN DE CEMAATLERİN MİLLETİMİZ İÇİN DEĞERİNİ ÇOK...
ADNAN OKTAR OLMASAYDI...
SAYIN ERGUN YILDIRIM’IN “YENİ MEHDİLER” BAŞLIKLI KÖŞE YAZISINA...
NORMAL VE LEGAL BİR YAŞAMDAN YAPAY SUÇLAR ÜRETİLEREK "HAYALİ BİR SUÇ...
SAYIN ADNAN OKTAR’IN TUTUKLANMASININ ARDINDAN...
CÜBBELİ AHMET HOCAMIZ MÜSLÜMANLARA ATILAN İFTİRALARA İTİBAR ETMEMELİDİR
ODATV GENEL YAYIN YÖNETMENİ SN. BARIŞ PEHLİVAN'A AÇIK MEKTUP
KOMPLOCULAR, KORKUTARAK "SÖZDE" İTİRAFÇI YAPTIKLARI ARKADAŞLARIMIZ...
CUMHURİYET GAZETESİNE AÇIK MEKTUP
GENİŞ HAYAL GÜCÜ İLE KURGULANAN DAVA DOSYASI
MODERNLİK İSLAM’IN GELİŞİP YAYILMASINDA EN ETKİLİ YÖNTEMDİR
SN. ENVER AYSEVER’İN PROGRAMINDA GÜNDEME GELEN İTHAMLARIN CEVAPLARI
SN. ADNAN OKTAR: "ALLAH'IN VERECEĞİ KARARI TALEP EDİYORUM"
MİNE KIRIKKANAT GİBİ AYDIN VE DEMOKRAT BİR HANIMA HUKUKUN TEMEL İLKELERİNE...
Adnan Oktar: "Allah’ın vereceği kararı talep ediyorum."
Adnan Oktar: "Allah’ın vereceği kararı talep ediyorum."
YENİ AKİT GAZETESİ VE ODA TV’DE YER ALAN “UYAP’TAN SANIĞIN ADI SİLİNDİ”...
SAYIN BİRCAN BALİ'YE CEVAP
SAYIN AVUKAT CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP
SAYIN ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU'NA CEVAP
SAYIN ADNAN OKTAR VE CAMİAMIZA YÖNELİK MANEVİ LİNÇ
SN. DOĞU PERİNÇEK VE SN. PROF. DR. ALİ DEMİRSOY'UN ÖNEMLİ OLDUĞUNU...
SAYIN PROF. DR. NURAN YILDIZ'A AÇIK MEKTUP
SN. ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ İSRAİL VE MUSEVİLERLE OLAN...
CAMİAMIZA YÖNELİK "YURTDIŞI LOBİ FAALİYETLERİ" İSNADI İLE İLGİLİ...
FETÖ'YE KARŞI EN GÜÇLÜ ELEŞTİRİLERİ SN. ADNAN OKTAR YAPMIŞTIR
DELİL VE ŞAHİT OLMADAN SUÇSUZ İNSANLARI CEZALANDIRMAK KUR’AN’A UYGUN...
ARKADAŞLARIMIZ MUAZZEZ VE YILDIZ ARIK’IN DURUŞMADAKİ GERÇEK DIŞI...
İNSANLARA NEREDE VE KİMLERLE YAŞAYACAKLARINA DAİR BASKI VE DAYATMADA...
ARKADAŞIMIZ BERİL KONCAGÜL’ÜN DURUŞMADAKİ GERÇEK DIŞI İDDİALARINA...
KANAL D'NİN UYDURMA HABERİ
MERVE BOZYİĞİT'İN DURUŞMADAKİ AÇIKLAMALARI KUMPASI GÖZLER ÖNÜNE SERDİ !!!
ARKADAŞLARIMIZ ALTUĞ ETİ, BURAK ABACI VE CEYHUN GÖKDOĞAN'IN...
KUMPASÇILARIN ARKADAŞLARIMIZA BASKI VE TEHDİTLE DAYATTIĞI GERÇEK DIŞI...
"NORMAL HAYATIN SUÇMUŞ GİBİ GÖSTERİLMESİ" ANORMALLİĞİ
ARKADAŞIMIZ ÇAĞLA ÇELENLİOĞLU'NUN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
YENİ ŞAFAK VE GÜNEŞ GAZETELERİNDEKİ GERÇEK DIŞI İDDİALARA CEVAP
SAVUNMA HAKKIMIZ NASIL ENGELLENDİ?
ARKADAŞIMIZ ECE KOÇ'UN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
ARKADAŞLARIMIZ MUSTAFA ARULAR VE EMRE TEKER'İN DURUŞMALARINDAKİ...
ARKADAŞIMIZ AYÇA PARS'IN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
KAMU VİCDANI YALANI
DEVLETİMİZİN VERDİĞİ SİLAH RUHSATLARI CAMİAMIZA DUYDUĞU GÜVENİN AÇIK BİR...
ASIL HEDEF İSLAM ALEMİ, TÜRKİYE, SAYIN ERDOĞAN VE AK PARTİ HÜKÜMETİ
GERÇEK MODERNLİK İSLAM DİNİNDEDİR
TV PROGRAMLARINDA SEVGİ DİLİ ESAS ALINMALIDIR
"Allah'tan tahliyemizi istirham ediyorum"
AKİT GRUBUNA AÇIK MEKTUP
"....Allahvar.com sitesi kapatıldı, düşmanım bu siteyi yapmış olsa...
GARDIROP YALANI
SAYIN DOĞU PERİNÇEK'E AÇIK MEKTUP
'CRACKED.COM' SİTESİNDEKİ İDDİALARA CEVAP
1999 KAN KAMPANYASI TAMAMEN MEŞRU VE LEGAL BİR ORGANİZASYONDUR
HAKİM VE SAVCILARIMIZ YALNIZCA KANUN, HUKUK VE VİCDANI ESAS ALMALIDIR
HARUN YAHYA KÜLLİYATININ İMHASI ÇOK VAHİM VE TARİHİ BİR HATA OLUR
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI RAPORUNA CEVAP
İLERİ DERECEDE MODERN GÖRÜNÜM VE DEKOLTE GİYİM TARZININ NEDENLERİ
"Adnan Bey’in çevresindeki her insan hayat dolu, mutlu, cıvıl cıvıl.”
SUÇSUZ BİR GENÇ KIZ DAHA HUKUKSUZ OLARAK TUTUKLANDI
SÖZDE İTİRAFÇI VEYA MÜŞTEKİ OLMAYA ZORLANMIŞ KARDEŞLERİMİZE ACİL KURTULUŞ...
YENİ BİR SAFSATA DAHA
"Müslümanlar Kardeştir..."
"Biz silahlı suç örgütü değiliz"
MEHDİYETİ GÜNDEME GETİRMEK LİNÇ KONUSU OLMAMALI
"Zorla alıkonma, İzole bir hayat yaşama iddialarını asla kabul etiyorum"
"Adnan Bey bizi çok sever, hep onore eder"
MEDYANIN ZORAKİ "BENZERLİK KURMA" TAKTİĞİ
"Ortada silahlı suç örgütü değil sadece birbirini çok seven arkadaş...
AYÇA PARS CANIMIZ GİBİ SEVDİĞİMİZ, MELEK HUYLU, MÜMİNE KARDEŞİMİZDİR
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
"ALIKONMA" SAFSATASI
KUMPASÇILARIN KORKUTARAK İFTİRACI DEVŞİRME YÖNTEMLERİ
BERİL KONCAGÜL TEHDİT ALTINDADIR, CAMİAMIZA İFTİRAYA ZORLANMAKTADIR!
TAHLİYE OLAN ARKADAŞLARIMIZ HİÇ KİMSE İÇİN HİÇBİR ZAMAN BİR BASKI UNSURU...
AV. CELAL ÜLGEN ADİL VE DÜRÜST OLMALI
AKİT TV SUNUCUSU CANER KARAER HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
MASUM İNSANLARIN TAHLİYESİ TAMER KORKMAZ'I DA SEVİNDİRMELİDİR
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."