"Alevi demek; Allah aşığı demektir, sevgi dolu insan demektir"

 

Alevi bir kardeşimiz yazmış, ‘Hocam Alevilerin aleyhinde çok sözler dolanıyor onlara bir cevap verir misiniz’ diyor. Ben bizzat eniştemin ne kadar dindar ne kadar efendi ne kadar haysiyetine, şerefine, namusuna düşkün insan olduğunu görüyordum. Alevi tanıdıkları geliyordu, onların da ne kadar nezih, efendi olduğunu görüyordum. Diğer eniştem de Aleviydi son derece haysiyetine, şerefine düşkün, dindar, aklı başında bir insandı. Ayrıca ben Hacıbektaş'ta 3 gün kaldım. Alevi köyünde, Alevi kasabasında, Hacıbektaş kasabasında. Birçok Alevi ahbabım dostlarım oldu. Hepsi nezih, çok efendi, asil, neşeli, dışa dönük, çok güvenilir insanlar.

‘Alevilere böyle deniliyor, fakat böyle değildir’ denmez bu. Alevinin ayağının tozu olamaz o adamlar. Alevi demek Allah aşığı demektir, Hz. Ali aşığı demektir, Ehl-i Beyt aşığı demektir, sevgi dolu insan demektir. İnsanları sever, çocukları sever, yaşlıları sever, müziği sever, güzel sözler eder, hikmetli konuşur, kavgacı değildir, barış insanıdır, hikmet insanıdır, hikmetli konuşur. Mesela Yunus Emre Alevidir, Yunus Emre'nin deyişleri nefes kesiyor değil mi? Hikmet, güzellik. Aleviler nurdur.

Aleviler Hz. Ali'ye şiddetli bir sevgi ve aşkla kilitlenirler. Aleviler çok olgundur. 'Bağnaz bir kişinin evine mi yoksa Alevi evine mi gidersin?' deseler ben Alevi evini tercih ederim. Bağnazlarda sevgi yok ki. Onlarda muhabbet yok, dostluk yok. Alevi öyle değil, sazı eline aldı mı, Allah kalbine ilham veriyor muhteşem sözler yazıyor. Alevi deyişleri nefistir, çok derin, aşk kokan, muhabbet kokan ve kalbe hitap eden çok güzel sözler ederler ilhamla.

Hacı Bektaş’taki insanlarla konuşurdum ben. Müthiş olgunlar. Tarif edemeyeceğim derecede olgunlar, çok şahane insanlar. Hacıbektaş’ın çilehanesine girdim orda bir değişiklik oldu. Allah'ın bir hikmeti, daha bir olgunlaştım, bunu hissettim, yani bir şey oldu, samimi olarak söylüyorum. Döndüğümde de; Ankara'ya geldiğimde de söylediler, 'Değişmişsin, daha olgunlaşmışsın" dediler. Küçük taştan bir çilehanesi var. Küçük bir de penceresi var Hacı Bektaş Veli Hazretleri’nin. Mesela Hacı Bektaş Veli'nin hep elinde kuzular, karacalar var. Müthiş bir sevgi insanı. Sünni'nin de efendisi efendidir. Alevinin de hastası olur, Sünni'nin de hastası olur değil mi? Bu bir ölçü değil ama, Alevilik aşktır, muhabbettir.

Hz. Mehdi ile ilgili hadisler Aleviler sayesinde bu kadar çok gelmiş. Yoksa unutulacaktı hadislerin epey bir bölümü. İşin doğrusu Sünni kardeşlerimiz o kadar çok sahip çıkmamışlar. En fazla 100 hadis var Sünni kaynaklarda. Ama Alevi kaynaklarda ansiklopedi, binlerce. 110 cilt Mehdi ile ilgili hadisler var. Mehdi aşkı, unutmamışlar işte dilden dile muhafaza etmişler. (Adnan Oktar, 07 Mayıs 2013, A9 TV)

2013-05-12 23:14:38

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top