Sayın Adnan Oktar'ın 30 Kasım 2016 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 30 Kasım 2016

 

Müslümanlar Bir Liderin Etrafında Toplanırlarsa Yaşadıkları Acılar Biter, Terör de Kalmaz

Müslümanlar çok zor durumdalar. Küfrün azgınlığı berbat. Müslümanların çektiği çile de çok şiddetli. Bir insanın etrafında toplansalar konu bitecek. İster ona Mehdi de, ister başkan de, ister işte vatandaş de ne diyorsan de. Ama bir insanın etrafında toplanalım, bu çile bitsin. İslam aleminin parçalanmışlığından istifade edip rezalet çıkarıyorlar. Terörist falan da kalmaz o zaman. Başta Müslümanların lideri olmadığı için her türlü terör örgütü de çıkıyor.

 

“La İlahe İllaAllah” Diyen ve Peygamberimiz (sav)'in Dürüst Bir İnsan Olduğunu Kabul Eden Kitap Ehli Müslümandır

Tayyip Hocam “Yeni hedef İslam ve Türk Birliği” helal helal. Tayyip Hocam yanındayız. Devam, Allah’ın izniyle. Tüyüne dokundurtmayız. Sen yeter ki devam et. İttihat-ı İslam için gayret et. Bütün İslam alemini birleştirelim. Türklük alemini birleştirelim. Zaten Türklük alemi İslam alemi demektir aynısı ırk anlamında değil. Çünkü oradaki Hristiyanlar da bizim canımız, Museviler de bizim canımız. İslam Birliği denince İslam’ın şefkati içerisinde Hristiyan, Musevi ve Müslüman o anlamdadır. Çünkü onlar da İslam’dır Hristiyanlar da Museviler de onlar da İslam’dır. Çünkü Hristiyan “La İlahe İllaAllah” diyorsa tamam Müslümandır. Yani Peygamber (sav) “yalancıdır” demiyorsa bizim Peygamberimiz için, bitti. Peygamber (sav)’e yalancı demedikçe -haşa- bir ehli kitap Müslümandır. -Haşa- Allah vermesin yalancı derse küfre düşer. Çünkü çok dürüst bir insan. Herkes görüyor dürüst olduğunu. Bu zulüm olur. Onun için bütün Ortodoks kardeşlerimiz Musevi kardeşlerimiz hepsi Allah’a hayranlıkla sevgi duyuyorlar. Hepsi bizim canımız. Ama sadece “La İlahe İllaAllah” diyecek ve “Peygamber Hz. Muhammed yalancı değil” diyecek. “Yalancı değil”  o kadar. Bunu demesi yeter. Çünkü küfür yalancı dediği için oluyor haşa. Yani küfrün gerekçesi bu oluyor. “Seni tekzip ediyorlar” diyor ya Allah ayette. Tekzip, kezzap yalancıdan geliyor. Yani yalan söyleyecek bir insan mı Resulullah (sav)? Elinden yüzünden nur akıyor. Tertemiz bütün ömrü dürüstlükle geçmiş. Hayatında bir kere yalan söylememiş, tek bir kere. Sen bu insana böyle bir şey dersen bu küfür olur. Zalimlik olur. Gaddarlık olur.

 

(Abdullah Gül’ün eski Danışmanı Ahmet Takan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Binali Yıldırım’ı Başbakan yaptığı için pişman olduğunu öne sürdü. “Erdoğan, Davutoğlu için hayatta iki büyük hatamdan biri diyordu. Şimdi de keşke Binali Yıldırım’ı Başbakan yapmasaydım dediği saray kulislerinde konuşuluyor” dedi.)

Koskoca bir yalan. Binali Yıldırım bayağı efendi, çok mazlum, tam Anadolu babası yani. Akıl almaz dürüst. Çok efendi bir insan. Elinden yüzünden akıyor dürüstlük. Dünya hırsı yok, mal hırsı yok. Hücrelerine kadar efendi bir insan. Niye öyle bir şey desin?

 

Tayyip Hocam Çilesini Çeksin Biz Sefasını Sürelim Diyenler Çok Vicdansızlık Yapıyorlar. Vefasızlık, Hazırın Üstüne Konmak Çok Çirkindir

Yalnız buldular Tayyip Hoca’yı bir o vurmaya kalkıyor bir o vurmaya kalkıyor bir o. Çok ayıp yapıyorlar. Bak öbürleri İngilizlerle toplantı yapıyor. Onu normal karşılıyor. Bu insanın hatası ne onlar açısından? İngilizlere boyun eğmemesi. İngiliz derin devletine boyun eğmemesi. Konu bu. Başka bir şey yok. Sadece konu bu. Yazık günah çok ayıp. Her türlü belanın içine sokun önce, her türlü çilenin içine sokun. Ortalık rahatlasın. Ondan sonra o sistemin üstüne oturup imparatorluk yapmaya kalk. Olmaz öyle şey. Acısını, çilesini o çekecek keyfini sen süreceksin. Olmaz öyle. Bin bir türlü belanın içinden geçti hatırlıyorsunuz. Darağacında falan resmini koyuyorlardı. “Seni asacağız” falan. “Sen” işte “muhtar dahi olamazsın. Sen kimsin?” falan diyorlardı -haşa-. Hakikaten de tehlikedeydi yani. “Cumhurbaşkanı olduğunda hemen indiririz” dediler. “Gireriz oraya gireriz seni çıkarırız oradan. Elimizle tutar çıkarırız” dediler. Evini basmaya kalktılar. Anadolu delikanlısı diye yapmadıklarını bırakmıyorlar. Bunlar entel dantel özentili tipler. İşte homoseksüellere sempati duyan, onları destekleyen, Darwinist, Rumi falan tipler. Acayip de etrafını da sarmışlar Tayyip Hoca’nın.

 

Mahmut Efendi Camiası İçinde Tayyip Hocam'a Karşı Bir Hareket Yok. Kimse Böyle Bir Düşünceye Kapılmasın

Gereksiz bir küskünlük olmuş. Böyle bir dönemde ne gerek? Zaten adamların aradığı o. İngiliz derin devletinin ekmeğine yağ sürmüş olursun. Ne zorun? Hayır bir şey de varsa hayır vardır. İşte şunu yaptı şöyle bir şey yaptı. Hayır vardır onda. Boş yere hükümetle araları açılmış bazı kardeşlerimizin. “Bu gereksiz” dedim. “Bunu yapmayın” dedim. “Buna gerek yok” Çünkü Tayyip Hoca bizim elimizde yetişti. Müslümanların elinde yetişti. Kendi insanımız yani gözümüzün önünde. Herkes biliyor. Erbakan Hocamız’ın dizinin dibindeydi. Yabancı falan bilmediğimiz birisi değil. Şevki gayreti de iyi. Bin bir türlü belayı da başına aldı. Hayır kusursuz demiyorum ben. Eleştiriyorum, şiddetle eleştiriyorum zaten. Ne görürsem anında söylüyorum, öyle bir konu yok. Kardeşimizin üslubunda ben kardeşlerimizin üslubunu olumlu gördüm. Tayyip Hoca’ya karşı bir tavır görmedim. Bir kesinlik katılık ve bilakis hakikaten sevdiklerini, yakın olduklarını gördüm. Her şeyin eskisi gibi olmasını istediklerini gördüm. Sevecen yaklaşımları. Böyle bir olay yok. Yaydıkları dedikodu doğru değil. Mahmut Hoca cemaatinde Mahmut Hocam’ın cemaatinde Tayyip Hocamız’a karşı bir hareket yok. Gözümle gördüm. Kalabalıktı heyet. Ankara’dan geldiler. Alim insanlar hepsi. Zerre miktar ben böyle bir şey görmedim. Yok öyle bir şey. Bu bir fitne. Böyle bir şey olsa ben hissederdim orada da konuşurdum. Konuşmalarda öyle tek kelime geçmedi. Bilakis sevgilerini, bağlılıklarını, şefkatlerini, eskiden beri tanıdıklarını, güvendiklerini söylediler. Öyle bir şey yok.

 

Kimse Mahmut Efendi Camiasına Karşı Tuzak Kurmaya Yeltenmesin. Bu Nur Gibi Camia Kıyamete Kadar Baki Olacak İnşaAllah

Nur akıyor ellerinden yüzünden tertemiz insanlar. Şimdi bu insan bu tertemiz insanlara korku ve dehşeti vermeye kalkanın başına balyoz gibi kanunla hukukla bineriz. Yani işi gücü bırakır kanunla hukukla uğraşırım böyle adamlarla. Densizlik istemiyorum. Bu insanlar huzurlu yaşasın. Olay çıkartmaya, haset çıkarmaya, bu insanların üzerine dikkat çekmeye kalkanlar çok ayıp yapıyorlar. Nerenin IŞİD’i, nerenin Taliban’ı, Kaide’si? Bu örgütlere karşı çok güçlü bir alternatiftir bu insanlar. Tertemizler, bayağı efendi, nezaketli, hürmetli, lafını sözünü bilen, çok zeki, bayağı da kültürlüler yeni yetişen gençlik de hep böyle anlattılar. İlahiyat mezunu gençlerden birkaç yabancı dil biliyor böyle bayağı efendi çocuklar. Kimse oyun oynamaya kalkmasın. Bu nur gibi cemaat kıyamete kadar baki Allah’ın izniyle. Mehdi’nin geleceğini konuştular yine. Bu üçüncü. Mahmut Hocamız’a bir görüm anlatılmış. Mahmut Hocamız “İnşaAllah göreceğiz” demiş inşaAllah. Yani “İnşaAllah yetişeceğim Mehdi’ye” demiş. Böyle tertemiz insanla uğraşmak Allah esirgesin onu yapan adam cehennemin dibine gider. Aklını başına alacak herkes. Hükümetle de hiçbir alıp veremedikleri yok. Ben konuştum hiç bilakis çok yüksek bir sevgi anlayışları var. Saygı anlayışları var. Bu fitneden, dedikodudan ibaret bir şey.

 

Mahmut Hocamız Hz. Mehdi Devrinde Olduğumuzu Birçok Defa Açıklamıştır

“Artık” diyor Mahmut Hocamız “bu suyu gayb-ı alemde içmiş olmamla birlikte sağlığım çok iyi oldu, direncim arttı.” Kendi gördüğü rüya bu. Ona bir su içiriyorlar. “Direncim arttı” diyor o suyu içtikten sonra. “Çok şükür Allah beni sevindirdi. Bu sevincim Hz. Mehdi (as)’a biat etmeden ölmeyeceğimin müjdesidir.” Diyor. Yine başka birisinin gördüğü rüyayı anlatmış. Onda da aynı şeyi söylemiş. Bu kaçıncı. Şimdi yine büyük alimlerden bir tanesi Mahmut Hocamız’ın demiş ki; “Ne düşünüyorsun şu an?” demiş. O da tabii yalan söyleyemeyeceği için efendim demiş “çok çok özür diliyorum ama” demiş “ben size doğru söylemek mecburiyetindeyim.” Şeyh olduğu için tabii yalan söyleyemez. Halktan bir insandan maslahat icabı bir şey gizlenebilir. Ama şeyhten gizlenmiyor yani. “Sizin vefatınızdan sonra Allah vermesin” demiş “Allah ömrünüzü uzun etsin, acaba yerinize kim geçer diye düşündüm.” Demiş. “Benden sonra Mehdi (as)” demiş. “Benden sonra kimse yok” demiş. “Benden sonra Mehdi (as)’a geçecek” demiş. “Emaneti ona bırakacağım” demiş.

 

Liyakatli İnsanlara Hak Ettiği Saygıyı, Sevgiyi, Hürmeti Göstermek Gerekir. Aksi Nankörlük Olur

Binali Yıldırım’ı millet seviyor. Güzel onun ahlakı. Bizim halka çok uygun üslup falan tam tipik böyle amca, dede değil mi halktan birisi havasında. Dürüstlüğü de bayağı iyi çocuk gibi kalbi de. Mesela ufacık bir şeyde duygusallaşıyor. Nezih bir insan. Dünyayla hiç alıp veremediği yok. Mal, mülk falan hiç hiç derdi değil. Ellemeyin ne yapıyorsa yapsın. Ne güzel çalışkan. Ben hayret ediyorum onun gayretine, şevkine de yani. Başka yaşlılar hastaneden eve, evden hastaneye gidiyor birçoğu. Kaplıcalara gidiyorlar, yerinden kalkamıyorlar. Hayır, o bir suç değil doğru da ama mesela bu insanın da birçok derdi vardır ama Allah rızası için bütün gücüyle gayret ediyor. Ayıp yani böyle liyakatli insanlara hak ettiği saygıyı, sevgiyi, hürmeti göstermek lazım. Öbür türlü nankörlük ruhu çok korkunç. Allah diyor ya ayette insanlara “nankördür” diyor. “Zalim, cahil ve nankördür” diyor insan. Nankör yönünü mümin yok edecek nankörlük varsa. Cahillik varsa yok edecek. Zalimliğe eğilim varsa yok edecek.

 

Sevgisiz Konuşan Gençlere Israrla Güzel Karşılık Vermek Çok Olumlu Etki Yapar. Etkilenmiyor Gibi Görünseler de Bir Süre Sonra Tavırları Tamamen Değişir

Bir de gençler böyle hani bilmiş, münasebetsiz, çirkin üsluplarla konuşuyorlar ya. Mesela bir şey yazıyorsun. Üst perdeden güya alaycı, çirkin hatta küfürle başlıyor, küfürle bitiyor konuşması. Sinirlenmeden güzelce ayetle cevap versin bütün kardeşlerimiz, herkes bütün Müslümanlar. Alıştırın onları böyle güzel cevaba, güzel konuşmaya. Çünkü bunlar hayatta hiç karşılaşmıyorlar güzel cevapla. Ayetle cevap verilmesi bunların ömründe hiç görmedikleri bir şey. İlk defa görüyor. Çok çok olumlu etki yapar. Yine küfürle cevap verebilir siz ondan olumsuz etkilenmeyin. O beynine yerleşmiş oluyor zaten yani o ilacı almış oluyor. Kalbine o şifa olur. Hemen değilse bile birkaç ay sonra o bütün tavrını, kişiliğini değiştirir. Ruhunda onun çok şiddetli etki yapar. Etkilenmemiş gibi yapması gururundandır orada hemen aceleci olmamak lazım. Mesela bir şey söylendiğinde kabul etmiyorlar ya Müslümanlar çok çabuk sinirleniyor. Ya diyor “adam kabul etmiyor”. Kabul etti ama ayette diyor, “zulüm ve büyüklenme dolayısıyla” diyor. Reddeder bak “zulüm ve büyüklenme”. Bir süre sonra ondan zulüm kalkar büyüklenme de kalkar. O konuda ısrarcı olunursa, anlatılırsa. Yani küfre küfürle karşılık zaten Müslüman yapmaz da ama bunlar alışmışlar ona. Bunlar küfrediyor onlar küfrediyor. Onlar laf sokuyor onlar laf sokuyor. Güzel cevap verilirse onlar da kalbi yumuşar. Ayet zaten açık. “Sana biri kötülük yaptığında sen ona iyilikle karşılık ver.” Diyor Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım. “Senin dostun olduğunu görürsün.” Diyor. Herkes bunu yapmada kararlı olsun.

 

İngiliz Derin Devleti Deşifre Edildiğinde Tamamen Biter, Fikren Etkisiz Hale Gelir. Yakın Gelecekte Hep Birlikte Bunu Göreceğiz İnşaAllah

İngiliz derin devletinin özelliği, bu adamların ne olduğunu göstereceksin. Şimdi zamanı gelecek bunların inlerini de göstereceğim inlerini. Tayyip Hocam’ın tabiriyle inlerine gireceğiz. Bana güvensinler inlerini bak en ince detaylarına kadar göstereceğim bana güvensinler, en ince detaylarına kadar. Londra’daki bütün inlerini bak bütün inlerini tek tek göstereceğim bana güvensinler. Kendilerini gizlediklerini zannediyorlar, öyle bir şey yok. O tek gözlü dedelerini en son göstereceğim. Tek gözlü olmak suç değil, Türkiye’ye gelsin burada tedavisini yaptırırız. Göz kaybetmek Müslüman için şereftir ama deccal için öyle değil. O haliyle bak yine merak edip Kudüs’e kadar geleceği rivayette var, ne olup bitiyor diye. “Ben bir manevi alemde” diyor Bediüzzaman “o bir gözündeki teshir edici manyetizmayı bizzat gözlerimle müşahede ettim” diyor deccalın. Manevi alemde fakat Mehdi (as)’ın onu halledeceğini söylüyor.

 

(İsrail’in Haretz Gazetesi’nde Ontoloji Profesörü ve Kabala konusunda doktora derecesi bulunan Michael Laitman’ın Musevi ve Arapların İsrail’de barış içinde yaşaması, birarada olmasıyla ilgili bir yazısı yayınlandı. Profesör Laitman yazısında; Sizden “ünlü Türk yazar” diyerek bahsetti ve eserlerinizden alıntılar yaptı. Özellikle Fas’ta barış içinde yaşayan Museviler ve Müslümanlar başlıklı makalenizden, bir zamanlar Fas’ta iki yüz elli bin kişilik büyük bir Musevi topluluğunun Müslüman Faslılarla birlikte huzur içinde yaşadıklarını anlattığınız ve Nazilerden ilham alan Vichy Rejimi’nin antisemitizm uygulamalarına başladığına değindiniz kısımlardan alıntılar yaptı.)

Museviler çok güzel insanlardır, bayağı bereketli, çok faydalı insanlar.  Çok görgülü, kültürlü, zeki insanlardır, hep de sanatçıdır. Yani doktor, mühendis, sanatçı gittikleri ülkeleri imar eden, güzelleştiren, hoş hale getiren, adaba edebe, nezakete çok dikkat eden çok terbiyeli insanlardır Museviler. Ama şeytan Müslümanların bir kısmını adeta delirtiyor, boş bir ruhla, boş bir kafayla bu güzel insanların üstüne onları salıyor, şeytanın oyununa geliyorlar. Şeytan seni niye kışkırtıyor hiç düşünmüyor musun? Gözü kapalı bak inanıyor ya diyor ki, “taş” diyor “git Musevi’yi öldür diyecek” diyor. “Gidip öldürecek Müslüman.” Kardeşim bu şizofreni alametidir, taştan sen ses duydum deyip gidip bir Musevi’yi şehit ediyorsan ki çünkü onlar Allah’ın varlığına birliğine inanıyorlar ve Hz. Muhammed (sav)’in de doğru söylediğini söylüyorlar. Onlar mümin, sen onu öldürdüğünde onu şehit edersin, sen de cehennemin dibine gidersin, aklını başına al. Ne yaptıklarının farkında değiller. Onlar Hz. Muhammed (sav) Peygamber değildir demiyor. “Siz Müslümansınız” diyor. “Biz sizin sözünüze inanıyoruz, siz diyorsanız doğrudur” diyorlar. “La İlahe İllaAllah” diyor işte. Yalancı demediğine göre ne anlamına geliyor, yalancı demediğine göre? “Allah’ın Resulü” diyor işte. “Ben senin dediğine inanırım” diyor. Daha ne desin? “Sen okuyup, inceleyip iman edip kanaat getirdiğine göre ben senin samimi kanaatine inanıyorum” diyor.    

 

Şeytanın İtaatsiz, Anarşi ve Kargaşa Çıkarmak İsteyen Karakteri ile İlgili Ayet Açıklamaları

Bak, hayret. Araf Suresi, 12. Şeytandan Allah’a sığınırım. “(Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" Bak hemen bela çıkarıyor, durduk yere. “(İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım;” Allah Allah, niye? “Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." Bak tam psikopatça bir ifade. Allah’ın dediğini yapsana? İtaat et, bitsin, ne güzel.

Mesela bu Museviler’de var o. Bakara Suresi, 68. "Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın" dediler.” Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah bir buzağı kesmelerini istiyor yani bir sığır. “(Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) "Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin" dedi” diyor. Bak yine anarşi çıkarıyor, Bakara 69’da. Şeytandan Allah’a sığınırım. “(Bu sefer) dediler ki: "Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin." Bak, kepazelik çıkartıyor. “O: "(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir" dedi. (Onlar yine:) "Rabbine adımıza yalvar da,” Bak, ahlaksızlığa bak.  “…bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer.” Bak bir de züppelik yapıyorlar. “İnşaAllah (Allah dilerse) biz doğruyu buluruz" dediler.” Bir de Müslüman, sanki normal bir adammış gibi. Halbuki manyak yani. (Bunun üzerine Musa, “Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir" dedi. (O zaman): "Şimdi gerçeği getirdin” dediler.” Sırf züppelik olsun, uğraştırıyor. “Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı” diyor. Yani yokuşa sürüyor, pislik olsun.

Mesela kural uyma Hz. Adem (as)’de de oluyor bu. Tabii o bir peygamber zellesi. "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir." (Araf Suresi, 20). Bak hemen yine anarşi çıkartıyor orada olay çıkartıyor şeytan. Araf Suresi 19 ve 20.

 

Müminler Tek Bir Ümmettir, Kuran'a Uyduktan Sonra İman Ehlinin Aralarında Hiçbir Sorun Çıkmaz

Şarkıda niye uğurlar olsun diyor çünkü tek anayasada anlaşamamış halbuki Kuran’a tabi olsa iki taraf birbirini çok sever. Biri başka kafada biri başka kafada olunca uğurlar olsunun dışında bir yol olmaz. Tabii ki anlaşamazsın. Kuran’da ittifak edersen hiçbir şey olmaz. Ama Kuran’da, Allah’ın ahlakında, Allah’ın kurallarında ittifak etmeyince kendi kendine kurallar çıkarıyorsun. İki kural çatışında tabii ki bir arada olamazsın. Allah, “Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz“ (Ali İmran Suresi, 110) diyor. Tek bir ümmet oluyor müminler ve gayet iyi uyum sağlıyorlar. İman ehli olduktan sonra Kuran’a uyduktan sonra hiçbir sorun çıkmaz.

2016-12-18 17:40:52

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net